benim arabam yok arabası olanlar düşünsün, genelde yürüyerek işe giderim, ben bisiklete binerim zaten, olsa da zaten hep 50 tl alıyorum, benzine zam gelince her şeye zam gelir diyenlere de inanmayın onlar ekonomiden anlamayan cahillerdir....
25/09/1925/ Tulumbacılar yerine modern itfaiye teşkilatı kuruldu. Küçüklüğümde imrenirdim ve itfaiyeci olmak isterdim. Hem kutsal meslek hemde karizma geliyor itfaiyeci olmak. Büyüyünce birde ekonomik olarak maaşlarının iyi ve çalışma şartlarının da iyi olduğunu öğrendim. Uzun mesai ardından uzun dinlenme. Hakediyorlar tabi zor iş orası ayrı ama kıskanmadım desem yalan olur :)
Dünyayı tehdit eden apofins gök taşı NASA tahminlerine göre 2068 de dünyaya carpmayacak. 340 metre kare çapında olan bu göktaşı neyseki dünyayı teğet geçecek. Zaten birde o çarpsa tam oluruz. Bir bitmedi felaketler.
Ama hiç çekilmiyor bu tipler ya. Paylaşım yapamıyorsun hatta bir bardak çay icmeye bile dayanamıyor insan. Tabi değişmezler mümkün değil. Boşuna dememişler sonradan görme gavurdan dönme diye. İnsan kendini biraz geliştirmeli ilerletmeli.
Kemal Kılıçdaroğlu güzel bir açıklama yapmış aslında. Diyorki bu insanlar bizim sınırlarımıza girdiler şimdi de vatandaşımız ile yüz yüze geliyor aynı ortamı paylaşıyorlar. Ve bir çok olay suçlama meydana geldi. Aslında haklı görüyorum ben Kılıçdaroğlunu. Artık yaşam alanimiz daraldı. Hatta duydum ki Esenyurt'ta bir Suriye mahallesi bile varmış bile duyan var mı ?
Hatırlıyorum da, çocukluğumuz boyunca annemle babamın hiçbir kavgasına şahit olmamıştık. Arada bir tatlı tatlı takılırlardı birbirlerine ama ne sert bir söz, ne ters bir bakış, ne de yükselen sesler yoktu hayatımızda. Biz çocuklar kimi zaman bir şeylerin ters gittiğini hissederdik tabii. Annem sofraya yemeği sessizce koyar, hiç muhabbet etmezler, yalnızca arada bir babamın "teşekkür ederim" leri, annemin "afiyet olsun" ları dışında bir diyalogları olmazdı.
Aradan yıllar geçti. Hepimizin çevresini kavgalar, tartışmalar, diyaloglarda seviyesini koruyamayan insanlar, öfkesini çıkarmak için sesinin yettiği kadar bağıranlar sardı bazen.. Öyle dönemlerden birinde anneme sordum.
Ben - "Sahi, siz babamla hiç kavga etmediniz mi anne?" Annem - "Etmez miyiz, hem de çook" Ben - "Biz niye hiç duymadık?" Annem - "Hani o sizi götürmüyoruz diye küstüğünüz, babanla bir sahile inip hava alacağız dediğimiz zamanlarda ne yaptığımızı sanıyordunuz, sizi evde bırakıp keyfimize göre dolaşıp mısır yediğimizi mi?"
Birkaç şeyi aynı anda farkettiğimi anımsıyorum. Birbirlerine (kavgaları ne olursa olsun en azından bizim yanımızda) hiç saygısızlık etmediklerini, sakin çocuklar olarak yetiştiğimiz için ne kadar şanslı olduğumuzu, eğitim hayatları olmamasının ebeveynleri doğru davranmaktan alıkoymayabileceğini, hiçbirimizin (kardeşlerimden bahsediyorum) yaralayıcı davranan/konuşan, tartışmayı kavga zanneden insanlarla yakın olmamamızın nedeninin aslında bunu içselleştirememiz olduğunu... gibi gibi işte. Şimdilerde kafeteryalarda, yollarda, TV'de insanların, özellikle de çiftlerin birbirlerine davranışlarını görünce içimde bir anneanne hüznü, "ah eski günler" diyerek gezmelerim...
Sezonu 1 şampiyonluk 1 de Türkiye kupası ile kapatan beşiktaş jimnastik kulübü hocası. Ne olduysa bir süredir yönetim ile arasında bazı anlaşmazlıklar oluştu. Bugün gelinen noktada yönetim ile arasındaki sorun çözülmüşe benziyor. Bakalım eskisi gibi olacak mı, araya soğukluk girdi mi?
hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.
eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz. üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238