pasha fencer

omer
"müthiş ötesi bir oyun.
insanın oynarken zamanın nasıl geçtiğini unuttuğu bir oyun." gibi bir açıklama yaparsam anlayın ki silah zoruyla yaptırılıyor. Reklamları bir dönem hepimizin karşısına çıkmış ve Can Yaman'ın reklam yüzü olduğu bir oyun(?). Para tuzağı gibi bir oyun çünkü reklamlarında dahi devamlı para yüklemekten bahsediliyor. (bkz: kardeşim yükleme yaptın mı)

lille şampiyon

bozkurtt
Fransada Lille Formasiyla bizim çocuklar sampiyon olduu helal olsun cok gururlandirdilar bizi emeklerine sağlık bizim cocuklar hakketiler bu sampiyonlugu ama Yılın 11 inde bizim cocuklarin olmamasi cok Üzdu haksizlik oldu hakketmislerdi Yılın 11 inde olmayı canlari sağolsun

ramazan'da kilo

terabap
Tabiki ramazan kilo vermek için bir fırsat olmamalı ama bu dönemde sahur ve iftar yemeklerine dikkat edenler kilo verebiliyor. Tıbben de oruç mide için oldukça faydalı. Hem sevaba girip hemede sağlığın iyilesmesi oldukça avantajlı olsa gerek.

hadım cezası

cio
Endonezya, çocuk cinsel istismarının önüne geçmek amacıyla kimyasal hadım cezası getirdi.

Devlet Başkanı Joko Widodo, çocukların cinsel istismarını önlemek ve bu suça karşı caydırıcılığı artırmak amacıyla kimyasal hadımı içeren yeni yasa değişikliğini onayladı.

Yasa kapsamında ceza alanlara yönelik kimyasal hadım uygulaması, azami 2 yılda yerine getirilecek.

Çocuklara cinsel tacizde bulunanlara elektronik kelepçe takılmasının yanı sıra hadım cezası sonrası psikiyatrik ve tıbbi rehabilitasyon uygulanacak

Arkadaşlar bu konu hakkındaki fikirlerinizi merak ediyorum, belirtirseniz sevinirim. teşekkürler

zülüf dökülmüş

farmasiyen
Neşet Ertaş tarafından seslendirilen ve üzerinden kaç yıl geçerse geçsin unutulmayan, hep terennüm edilmeye devam edilen türkü. atv ekranlarında uzun zamandır yayınlanmakta olan 'kim milyoner olmak ister' adlı yarışmada yöneltilen sorulardan biri, işte bu türküde aşağıdaki kelimelerden hangisinin geçmediği olmuştur. bir kişi bu ve benzeri soruları bildi diye ona para verileceği benim mantığıma uzak olsa ve bu yarışmaların kazandırdığı iddia edilen paraları kimsenin almıyor, -yahut alsa bile tamamını almıyor- olduğunu düşünsem de bu başlığı açma gereği duymuşumdur. neyse yarışmacıya 'kaş, göz, kış ve yaz' kelimelerinden hangisinin türküde yer almadığı sual edilmiştir. tabii ki -izlemedim fakat- büyük ihtimalle; altta hafif bir gerilim müziği eşliğinde yarışmacının birkaç dakikalık yorum yapma seansı devam etmiş, sonra tam cevap açıklanacakken uzuun bir reklam arası girmiştir. işte ondandır ki herkes google amcaya hücum etmiş, bu türkü en çok arananlar arasına girmeyi başarmıştır. Neşet Ertaş hayatta olsaydı acaba duygulanır mıydı diye düşünmekten insan kendini alamamaktadır. bu arada unutmadan söyleyelim ki; doğru cevap 'kış'tır. şimdi burada türkünün sözlerine yer vermek çok uygun olmayacaktır. zira depresif hallere büründürme riski çok yüksektir. (zaten bilen için buna gerek yoktur, bilmeyen de gelişen teknolojinin imkânlarından, fiber internetin hızından faydalanarak maximum 11 (evet özellikle 11) saniyelik bir araştırma ile sonuca ulaşabilir.) (!)

serdar ortaç

bulunmazzz
çok para kazanmanın çok mutlu etmediği şeklindeki realitenin somut ispatı. en son dinlediğim konuşmasında 'duygularım yok oldu' dediğini duyarak kendisi adına 'vay be, sen de bu hallere düştüysen...' dediğim serdar ortaç; hastalıklarıyla, ayrılıklarıyla, kumarda kaybettiği paralarla resmen acıların çocuğudur. karabiberim derken şimdi karalar bağlamış; 'mikrop' derken şimdi vücudunu mikroplar sarmıştır. (!) şarkılarının her biri 'dolar kaç tl? corona aşısı bulundu! enflasyon düşecek! ne vaad ettiysek yerine getireceğiz' ve benzeri sözler kadar çok söylenen, şarkıları herkesin diline pirsing olmuş (!) serdar ortaç; şimdi 'varsın param olmasın ama böyle de olmayayım' dedirtecek bir haldedir... tamam; bunlar biraz abartı gelebilir. sonuçta adam kanser değildir, gözü görüyor, eli ayağı tutuyor, kulağı duyuyor ve ağzı konuşuyordur. ama göörünen o ki; bu uzuvlarının işlevlerini yerine getirebilmesi (!) serdar ortaç'ı yeterince mutlu etmeye kâfi gelmemektedir. suratına bakınca anlaşılmaktadır ki serdar ortaç; sanki teve2 ekranlarında aşk-ı memnu izleyen seyirciler gibi bezmiştir artık hayattan... Dünyanın albümünü çıkarmış; tonla ödül almış, konser vermiş, şarkı yazıp bestelemiştir fakat gelin görün ki her şey bir noktadan sonra boştur. geçetiğimiz günlerde İbo Show adlı programa konuk olan şarkıcı; aslında çok da yaşlı sayılmayıp 1970 doğumludur. ms hastasıdır ve yaşadıkları onu hayli yıpratmıştır. ölünce tüm varlığını hizmetçilerine bırakacağını ifade eden serdar ortaç, birkaç ay önce rastladığım bir programda 'yumurta kırmayı bile beceremiyorum' itirafıyla çok şeffaf bir duruş sergilemiştir. gerçi serdar ortaçla ilgili epey acıtasyon yaptık fakat; aslında o kadar içler acısı bir durumu da yok gibidir. kendisi şu an seçil gür adlı bir şahıs (!) ile birliktedir ve Chloe Loughnan onun için çoktan tarih olmuştur. 'tadım tuzum yok, yürüyüş ve bisiklet turu yapıyorum' diyen serdar ortaç; 'bakın ne olursa olsun egzersizden vazgeçmeyin' mesajı vermektedir. yılbaşında konser vermeyi düşünmediğine ilişkin açıklama yapan serdar ortaç'ın gerekçesi de takipçilerinden böyle bir talep gelmemesidir. anlaşılan o ki serdar ortaç; 'konser! konser!' diye tutturmayan takipçilerine biraz kırgındır.
bu arada seçil gür tarafından serdar ortaç'a yöneltilen 'beni ne kadar seviyorsun?' sorusuna serdar'ın verdiği yanıt da günlerdir sürekli gündemdedir. 'antilop yerine antrikot' diyen serdar ortaç'ın bu antiromantist tavrını bir kenara bırakırsak; ortaç'ın rezil olduğu da meydandadır. 'beni ne kadar seviyorsun' diyen sevgilisine; 'aç bir aslanın ormanda bir antrikot yavrusu görüp kıyamayıp yememesi kadar' şeklinde abes bir cevap veren serdar ortaç; 'antilop' ile 'antrikot' kelimelerin karıştırarak 2020 yılının son gaflarından birine imza atmıştır. şimdi antilop mu antrikot mu sorusu serdar ortaç'ın şarkısıyla uyuşmaktadır: kafamda deli sorular...

yazar ol

farmasiyen
altına imza atılacak yazıdır. eskidefterler ile diğer sözlükler arasında çok fark vardır ama en önemlisi burada 'yarışmacı-jüri' sisteminin olmayışıdır. ismi lâzım değil en popüler sözlük sitesinde, üye olduktan sonra yazar olabilmek için yıllarca beklemeniz gerekiyor. onlar onbinlerce kişi arasından sizi seçecek de, uygun görüp yazarlığa terfi ettirecek de ondan sonra yazmaya başlayacaksınız. üstelik he an sözlükten uçurulma riskiniz var. hesabınız hiç ummadığınız bir gün leylâ olabilir. işte eskidefterler kimseye böyle tepeden bakmaz. herkese kapısı açıktır. çünkü onun amacı ayırım yapmadan herkesi bir araya getirmek, farklı fikirlerin buluşmasını sağlamak ve böylece hem samimiyetin hem de bilgi paylaşımının hâkim olduğu bir ortam meydana getirmektir.

bence eskidefterler kullanıcılarının her biri özeldir. eskidefterler bir okyanus, diğer sözlükler bir su birikintisidir. eskidefterler bir elmas ise, diğer sözlükler çakıl taşıdır.

adı eskidefterler olsa da herkes burada geleceğine yön verecek, ufkunu açacak bir şeyler bulur. burası 'ya bırak eski defterleri karıştırma şimdi' diyenlerin değil, 'geçmişine sahip çık, dünü unutma, ânı yaşa ve yarını planla' diyenlerin mekânıdır. işte buradaki insanlar geçmişten ders çıkarmak için eski defterlerin sayfalarını çevirir, bugünü sıcağı sıcağına konuşur ve gelecekle ilgili kayda değer şeyler yazar. çünkü bilir ki eskidefterler.com hiç eskimeyecektir. bu dijital defterin üzeri tozlanmayacak ve herkes burayı okudukça yeni şeyler keşfedecektir.

tur şirketleri

subham
Tur şirketleri ile yurt içi ve yurt dışında birçok seyahate katıldım. Genel olarak hep memnun kaldım. Özellikle otel aramak zorunda kalmamak ve gezilecek lokasyonlari detaylı gezebilmek bu şirketleri tercih sebebi. Tur rehberinin de bilgili olması ve yardımcı olması bu tatil paketlerinden alınmasını mantıklı kılıyor.

kadınların nefret ettiği erkek davranışları

farmasiyen
yapılması kadınların sinir katsayılarını yükselten, o erkeğin içinde bir miktar odunluk olduğunu kanıtlayan eylemler bütünüdür. özel günleri unutmak bunların başında gelir. sesli geğirmek, sokağa tükürmek, burnunu karıştırmak, kürdanla dişini karıştırmak, evi dağıtmak, çoraplarının birini bir yere, ötekini ayrı bir yere fırlatarak sosyal mesafeye riayet etmelerini sağlamak da bunlara dâhildir.

hiçbir kadın yaşının sorulmasından, kendine çirkin denilmesinden, hele hele kilo mu aldın sen? onu kıskanıyor musun? bakire misin? dudakların dolgu mu? saçların boya mı? burnun estetik mi? gibi soruların sorulmasından hoşlanmaz.

sosyal medya kullanımını yasaklamak, maçoluk taslamak da kadınların en nefret ettiği şeylerdendir.

her kadın kendisine karşı duygusuz olunmasından nefret eder. öyle ya; 'parasını vereyim ne istiyorsan al' demek, sevgililer gününde veya doğum gününde hediye almamaktan daha kötüdür.

sevgisini belli etmeye utanmak kadınların hiç hazzetmediği şeylerdendir. 'seni seviyorum' demek zor olmasa gerektir fakat birlikte olduğu kişinin bunu söylemekten çekinmesi, 'ya ben sevgimi belli edemiyorum' bahanesinin arkasına sığınması kadınları mutsuz eder.
erkeğin bacaklarını açarak oturması da kadınlar için en çirkin davranışlardan biridir. çünkü hiçbir kadın, sizin bacaklarınızın toplamda kaç derecelik bir iç açıya sahip olduğunu bilmek istemeyecektir!

farklı bir kadınla kıyaslanmak ise kadınların bam teline basmaktır, bardağı taşıran son damladır, fırtınadan önceki provadır. kendisi Brad Pitt olmayan bir erkeğin karşısındaki kadını jennifer lopez olmadığı için eleştirmesi ne kadar ironiktir.

eve davetsiz bir misafirin getirilmesi de kadının size karşı kâfî miktarda öfke duyması için yeterli bir sebeptir.

erkeğin bakımına dikkat etmemesi, ağız ve ter kokusu vb. yok mu; asıl kadına saç baş yolduran, canından bezdiren şeyler onlardır.

yanında yüksek sesle konuşulması ve küfür edilmesi de o kadının size karşı 'i hate you!' moduna girmesini sağlayabilecek geçerli bir nedendir.

hata yapıp bir de zeytinyağı gibi üste çıkmak, kadın konuşurken onu dinlememek veya daha da beteri 'yine mi aynı şeyler temcit pilavı gibi? kafamı ütülüyorsun dır dır dır, bi sus motorun soğusun' tarzı cümleler telâfuz etmek şeklindeki erkek davranışları da kadının sizi kara listeye almasında etkin rol oynayacaktır. (!)

hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.


eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz.
üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238

hemen yazar olun