Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, kar mesaisi yapan personelle balık yedi. Balık ekmek benim de en sevdiğim yemek. Hele ki boğaz manzaralı bir alandaysanız. Konuyla ilgili hiç unutamayacağım bir anımı paylaşmak isterim burda. 2000 li yıllarda İstanbul'a ilk gittiğimde, bana her yer o kadar kocaman kocaman ve kalabalık gelmişti ki, başlı başına bir ülke izlenimi bırakmıştı bende İstanbul. Sabahları işe gitmek için robotik hayat sürdüren karınca misali insanların koşuşturmasını mi desem, vızır vızır gidip gelen metrolarını mı? Ama ne yalan söyleyeyim, arkadaşlarımla hocalarım eşliğinde gittiğimiz Kandilli'de bir balıkçıda yediğimiz o balıkların tadı hala damağımda. Gerçekten özlediğimi farkettim yarıdaki haberi duyunca. Özlemle:)✌️
Fenerbahçe: "Savaş; yüreklilik değil, korkaklıktır!" Diye açıklamada bulundu. Bence de yerinde bir sözdür. Hatta korkaklık değil sadece aynı zamanda acizliktir. Zira korkak ve aciz olan sadece yakıp yıkar.
İsviçreli Blick gazetesi, TL'ye değindi: “Tatillerini Türkiye'de geçiren, orada alışveriş yapan İsviçreli ve ABD'liler için bir nimet; orada yaşayan insanlar için ise bir dehşet.” açıklamalarında bulundu. Böyle bir haberi ben de burdan paylaştığım için gerçekten çok üzgünüm. Ama tablo bu ne yazık ki. Biz hak sahipleri olarak bu kadar değersiz değiliz, değersizlestirmeyin bizleri ey söz sahipleri!!!
Allah korumuş. Çok geçmiş olsun Bingöl. Allah hepimizin yardımcısı olsun. Deprem ile yaşamak artık öğrenmemiz gereken bir durum. Tedbirlerimizi almalı ona göre davranmalıyız. Rahmetli prof.dr. Mete Işıkara ne diyordu depremle yaşamayı öğrenelim.
Yemek olsun da her türlüsüne varım abi. Sürmene pidesi de yemedim ama resminden bir canım çekti şimdi bak. Lokantalar açık olsa gidersin yersin sıcak sıcak ama şu pandemi o keyfimizi de aldı götürdü.
İstanbul Sancaktepe'de eşler arasında tartışma çıkıyor ve sonra adam kadını bicakliyor. Daha da ilginç olanı adam polis arabasına alındığında oturup karım yaşıyor mu diye ağlamış. Yani nasil bir kafa bu anlamadım ben. Pişmanmı dalgamı geçiyor anlamadım.
Dolu istanbul'un deprem gibi bir gerçeği. Araba piyasası özellikle 2. el aşırı hareketli. Alırken mutlaka bakın eğer istanbul ilinden araba alıyorsanız dolu hasarı olması ve tamir görmüş olması çok yüksek ihtimaldir. Hoş yinede ankara arabaları kadar büyük sıkıntı değil. Ankara'dan alınan arabalarda 2 farklı arabayı ortadan kesip tekrar birleştirmiş bile olabiliyorlar bazı arkadaşlar, aman dikkat edin derim aldığınız yere ve kontrol ettirmeden almayın güvendiğiniz bir ustaya.
kolay kolay uyanamamak, birçok kişinin sahip olmak isteyip de olamadığı bir fırsat. yastığa yarım metre ala uykuya dalmak, kış uykusuna yatmış gibi uyumak herkese nasip olmaz.
"bazılarının uykusu bir tüy gibi hafif, bazılarınınki balyoz gibi ağırdır.
bazıları ayakta uyur, gerçekleri görmez sağırdır."
(farmasiyen atasözü)
evet, bu küçük şiirimsi şeyden sonra; objektif, bilimsel bilgilere geri dönüyorum:
- uyku sorunu nedir?
bazılarına koyunları saydıran, 'yine mi gece oldu, ben sabaha kadar ne yapacağım şimdi ya! Dön babam dön!' diye hayıflandıran; bazılarının da gününü yatakta geçirmesine yol açan bir sağlık problemi. (ilk gruptakilerin yaşadığı şey yani uyuyamamak insomnia adını alırken, ikinci gruptakilerin muzdarip olduğu 'gereğinden çok uyumak' durumuna 'hipersomnia' denir.)
- uyku sorunu neden olur?
bu soruya herkesin vereceği yanıt farklıdır: kimileri; 'lanet olası aşk acısı yüzünden', kimisi de 'ulan hep şu sınavların suçu' der. Gelecek kaygısı, 'ilaç'c adı verilen farmakolojik ürün çeşitleri, mideyi tıka basa doldurup çıfıt çarşısına çevirmek, burnundan düzgün nefes alamamak ve daha bir sürü şey uyku sorununa sebebiyet verebilir.
- uyku sorunu nasıl geçer?
bunun doğal ve tıbbi pek çok cevabı olsa da en önemli şartı şudur: kendinizi hiçbir zaman, asla, kat'iyyen; 'uyuyamayacağım!' diye şartlandırmayacaksınız. 'ya uyuyamazsam? yine sabahı zor edersem? yine geldi kâbus geceler!' diye düşünmeyeceksiniz. kafanızı başka şeylerle meşgul edeceksiniz.
bunun dışında; kedi otu, melatonin, atarax, antidepresan, uyku ilaçları vb. herkeste farklı etkiler meydana getirebilecek alternatif çözümler. bir uzmana danışmayı ihmâl etmemeli.
"bazılarının uykusu bir tüy gibi hafif, bazılarınınki balyoz gibi ağırdır.
bazıları ayakta uyur, gerçekleri görmez sağırdır."
(farmasiyen atasözü)
evet, bu küçük şiirimsi şeyden sonra; objektif, bilimsel bilgilere geri dönüyorum:
- uyku sorunu nedir?
bazılarına koyunları saydıran, 'yine mi gece oldu, ben sabaha kadar ne yapacağım şimdi ya! Dön babam dön!' diye hayıflandıran; bazılarının da gününü yatakta geçirmesine yol açan bir sağlık problemi. (ilk gruptakilerin yaşadığı şey yani uyuyamamak insomnia adını alırken, ikinci gruptakilerin muzdarip olduğu 'gereğinden çok uyumak' durumuna 'hipersomnia' denir.)
- uyku sorunu neden olur?
bu soruya herkesin vereceği yanıt farklıdır: kimileri; 'lanet olası aşk acısı yüzünden', kimisi de 'ulan hep şu sınavların suçu' der. Gelecek kaygısı, 'ilaç'c adı verilen farmakolojik ürün çeşitleri, mideyi tıka basa doldurup çıfıt çarşısına çevirmek, burnundan düzgün nefes alamamak ve daha bir sürü şey uyku sorununa sebebiyet verebilir.
- uyku sorunu nasıl geçer?
bunun doğal ve tıbbi pek çok cevabı olsa da en önemli şartı şudur: kendinizi hiçbir zaman, asla, kat'iyyen; 'uyuyamayacağım!' diye şartlandırmayacaksınız. 'ya uyuyamazsam? yine sabahı zor edersem? yine geldi kâbus geceler!' diye düşünmeyeceksiniz. kafanızı başka şeylerle meşgul edeceksiniz.
bunun dışında; kedi otu, melatonin, atarax, antidepresan, uyku ilaçları vb. herkeste farklı etkiler meydana getirebilecek alternatif çözümler. bir uzmana danışmayı ihmâl etmemeli.
alanların bir kısmı gereksiz, bir kısmı da gerçekten büyük bir icat gözüyle bakıyor. işin aslı piyasa da olan modellere ve yaptıkları işlere göre çok çeşitli fiyatlara satılıyorlar. kullanan veya fikri olan tecrübelerini paylaşırsa bizlerde faydalanırız.
Belediyelerin beyaz masasına başvuran ve gerçekten güzel sonuçlar alan varmı yani güzel bir hizmet. Ben ne zaman arasam ulaşamıyorum arkadaşlar. Derde çare hiç bir yanları yok bulunduğum ilçede. Biraz daha dikkatli olmalı bu idareler bu konuda.
hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.
eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz.
üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238