Sizce de Enis Arıkan tatlılığı diye birşey varmı? Bence var. Hani bir insan hem sempatik hemde ciddi olmayı nasıl başarır arkadaş. Ben ilk kez jet sosyete dizisi ile tanıştım Enis Arıkan ile. O zamandan sonra takibindeyim. Özellikle camdaki kız dizisini onun için izliyorum desem abartmam sanırım.

Peru, Cusco bölgesinde yer alan İnka tanrılarının inanlımaz kerpiç heykelleri. Bu heykelleri nasıl yapmışlar nasıl bir işçilik ve mühendislik harikası o dönemler için inanılır gibi değil. Cahil halk karşısınsa dev heykeli görünce muhtemelen imana geliyordu. Düşünsenize ilk insanlar döneminde bir anda karşınızda böyle dev bir suret görseniz insan muhtemelen bunu bir dev yapmıştır diye düşünür ve inka tanrılarına inanmaya başlar korkusundan.
En güzel intikam sessizce gitmektir içinde öldürmektir o kişiyi. Damdan düşer gibi sensiz kaldığında anlıyor olayın nasıl buraya geldiğini. O noktada da asla bakmamamız gerek arkamıza çünkü yol önümüzde, önümüzü görmemiz lazım tökezlememek için.
bir hafta öncesinden evde telaş başlardı. misafirler gelecek diye önce evde bayram temizliği yapılırdı. misafirlere ikram için tepsi tepsi börek ve tatlılar yapılır, küçük olarak bizler için bayramcalık almaya çarşıya çıkılırdı. bayram sabahını babamla namaza gitmek için iple çekerdim. namazdan hemen sonra fırına koşup sıcak ekmek alır doğruca eve giderdik. ailecek büyük bir kahvaltı sofrasına oturur hep birlikte neşeyle çayımızı içerdik. sonra yeni alınan giysilerimizi giyer komşuların kapısını çalar, büyük beyaz mendilimizin içini şeker ve çikolatayla doldururduk.......
çok mu yaşlıyım yoksa....
çok mu yaşlıyım yoksa....
aslında beyaz showu değil hepimiz o günleri özledik bence. o zamanlarda hayat çok güzeldi.
hiçbir zaman yemediğim, yemeyi düşünmediğim et ürünü. hakkında bildiğim tek şey, hayvanların bağırsaklarından yapılıyor olduğu. -nimetleri küçümsemiyorum, hiçbir yemeğe iğrenç demem yanlış anlaşılmasın fakat- benim kıymalı börekten ve lahmacundan bile midem bulanırken kokoreç yemem düşünülemez, düşünülmesi teklif dahi edilemez. (!)
içinde tane tane kıyma olan hiçbir şeyi yemem fakat köfte ve hamburger yerim. bu da ayrı bir çelişki.
isteğe bağlı ekmek arasında veya tabakta yenen kokoreç, bol kekik ile daha güzel oluyormuş. özellikle konser çıkışında veya arkadaş buluşmalarında sıklıkla tercih edilen bu yemek kimilerine göre bir efsane, kimilerine göre kokusu bile işkence.
Gerçi kokoreç şurada dursun, ona gelene kadar durup düşünmemiz, kendimizi sorgulamamız gereken o kadar çok şey var ki… Örneğin bayıla bayıla yediğimiz salamlar, hayvanların un hâline getirilmiş kemik ve kıkırdaklarından yapılan sosisler. peki ya hangi malzemeden üretildiği belli bile olmayan sucuklar?
İçine çin tuzu katılan hamburgerler, yarısından çoğu et değil yağ olan dönerler…
(bu söylediklerim hiçbir işe yaramayacak, siz yine yemeye devam edeceksiniz biliyorum. Çünkü ben de edeceğim. Sigaranın zararlarını çok iyi bilmesine rağmen tiryakilikten vazgeçemeyen insanlar gibi, bağımlı hâle getirildik.
Fiyatlar her gün sinsice 1'er TL, 2'er TL artırılmaya devam ederken, fast-food artık bir lüks olmuşken, ev yemeklerini bırakıp hâlâ dışarıdaki ne idüğü belirsiz şeylere para vermek gerçekten çok üzücü. Kendime, vücuduma, kalp damarlarıma acıyorum. Yediklerimin acısı Ömrüm olursa muhtemelen bundan 20-30 yıl sonra çıkacak biliyorum. Bu bir itiraftır, okuduğunuz için teşekkürler dostlar!)
içinde tane tane kıyma olan hiçbir şeyi yemem fakat köfte ve hamburger yerim. bu da ayrı bir çelişki.
isteğe bağlı ekmek arasında veya tabakta yenen kokoreç, bol kekik ile daha güzel oluyormuş. özellikle konser çıkışında veya arkadaş buluşmalarında sıklıkla tercih edilen bu yemek kimilerine göre bir efsane, kimilerine göre kokusu bile işkence.
Gerçi kokoreç şurada dursun, ona gelene kadar durup düşünmemiz, kendimizi sorgulamamız gereken o kadar çok şey var ki… Örneğin bayıla bayıla yediğimiz salamlar, hayvanların un hâline getirilmiş kemik ve kıkırdaklarından yapılan sosisler. peki ya hangi malzemeden üretildiği belli bile olmayan sucuklar?
İçine çin tuzu katılan hamburgerler, yarısından çoğu et değil yağ olan dönerler…
(bu söylediklerim hiçbir işe yaramayacak, siz yine yemeye devam edeceksiniz biliyorum. Çünkü ben de edeceğim. Sigaranın zararlarını çok iyi bilmesine rağmen tiryakilikten vazgeçemeyen insanlar gibi, bağımlı hâle getirildik.
Fiyatlar her gün sinsice 1'er TL, 2'er TL artırılmaya devam ederken, fast-food artık bir lüks olmuşken, ev yemeklerini bırakıp hâlâ dışarıdaki ne idüğü belirsiz şeylere para vermek gerçekten çok üzücü. Kendime, vücuduma, kalp damarlarıma acıyorum. Yediklerimin acısı Ömrüm olursa muhtemelen bundan 20-30 yıl sonra çıkacak biliyorum. Bu bir itiraftır, okuduğunuz için teşekkürler dostlar!)
Peki restoraninda kimi ağırlayacak onu çok merak ettim.
Muhtemelen uzaylıları olabilir.
Muhtemelen uzaylıları olabilir.
türk kahvesi kokusunun üstüne çıkacak bır koku yok benim için o nasıl muhteşem bir aromadir yahu. hele hele eminönünde kuru kahveci mehmet efendinin ordan gecerken of of. dost ile hoş sohbet eşliğinde içilen kahve eş ile içilen kahve çok kıymetlidir kiymet bilmek lazım.
Kafamın almadığı şeyleri yaşaya yaşaya kafamı yaşamayı öğrendim.
Ve dolar 9.08. Çalışıyor uğraşıyoruz para kazanıyoruz geleceğimizi garanti altına aldık sanıyoruz.Ama paramız aslında her geçen gün azalıyor. Ülkemizde her mevsim yaşanıyor her ürün yetişiyor ama biz hala en pahalıya alıyoruz. Ülkemizde en pahalı tatili biz yapıyoruz. Her geçen gün değeri yitiriyor paramız.
hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.
eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz.
üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238