Almanya'da yayın yapan bilim ve tarih dergilerinden olan “Damals” bu aya ait sayısının manşetinde “Modern Türkiye'nin Kurucusu” başlığı ile Mustafa Kemal Atatürk'ü taşıdı. Yurtdışında atamıza duyulan saygı gururlandırdı arkadaşlar benide paylaşmak istedim.
Milli fakim bu aralar yüzümüzü güldürüyor. Bu zor zamanlarda böyle güzel görüntülere ihtiyacımız vardı. Milli takımın bu başarısı karşısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da milli takımı arayarak tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bay Kemal yanına iki tane başörtülü alıp da bununla milleti aldatma sürecini de bıraksın. Milleti aldatamazsınız. Geçti o günler. Yanına 2 değil 20 tane başörtülü koysan da senin ne olduğunu biliyorlar" diye konuştu.
#uyku düzeni gerçekten bu pandemi dönemlerinde çocukların uyku düzeni çok bozuldu çünkü teknolojiye çok bağlı kalıyorlar ve bırakmak istemiyorlar küçük yaştan itibaren teknolojiyi az kullandirmaliyiz uyku düzeni bozulmaz ve rahat bir şekilde yatar kesinlikle teknolojiden uzak tutun beyinlerinin içi onla dolmasın
yaklaşık 12 bin yıl öncesine dayanan yapıların bulunduğu merkez. bu merkez insanlık tarihindeki en eski ve en büyük dini ibadet merkezi olarak kabul ediliyor. bu ise şimdiye kadar okullarda bize öğretilen yerleşik tarih anlayışını kökünden değiştiriyor. göbeklitepe Stonehenge'den 7000, Mısır piramitlerinden ise 7500 yıl daha yaşlı... göbeklitepe merak edenler için
Fenerbahçe: "Savaş; yüreklilik değil, korkaklıktır!" Diye açıklamada bulundu. Bence de yerinde bir sözdür. Hatta korkaklık değil sadece aynı zamanda acizliktir. Zira korkak ve aciz olan sadece yakıp yıkar.
bu hafta en çok gerçekleştirilen, youtube'a yazarsanız hiçbir sonuca ulaşamayacağınız arama sorgusu. (çünkü hâlâ youtube'a düşmedi, büyük eksiklik. oysa camdaki kız öyle mi? saniyesinde ekliyorlar. yargı'nın kendini bu konuda geliştirmesi gerek.) bölüme gelecek olursak, mantıksız fakat sürükleyici bir bölümdü. sonuçta bir 'türk' dizisi olmasından mütevellit, saçmalıklarla dolu olsa da, enteresan bir çekim gücü var dizinin. yargı 5. bölüm özeti, yargı 5. bölümde neler oldu? gibi aramalarla google amcayı meşgul edenler için kısa açıklama: ceylin, engin'in evine gitti. tesadüfe bak sen, tam o sırada eşyaların değiştirildiğini gördü. her yer yanık kokuyordu, belli ki eşyaları yakmışlardı! soru 1: inci öleli kaç gün oldu, eşyaları değiştirmek yeni mi akıllarına geldi? 1 adet mantıksızlık cepte. sonra ceylin ve engin mutfakta iken, ceylin rafta peçeteden yapılmış bir gemi gördü! adamlar delilleri yok etmek için tüm evi baştan dizayn ediyorlardı, fakat ne hikmetse o sihirli (!) peçete hâlâ orada duruyordu. sonra ceylin'in beyninde şimşekler çaktı. 'bu gemiyi inci'den başkası yapmış olamaz!' dedi. (inci, canı sıkılınca böyle yaparmış. bu şekilde bir takıntısı varmış.) bölümün en saçma sahnesi buydu. katilin kimliği başka türlü açığa çıkmalıydı. bu hiç olmadı. 2. mantıksızlık da tamam. sonra yekta apar-topar eve geldi. ceylin iyice emin oldu inci'nin o evde öldürüldüğüne. bunları ılgaz'a anlattı. birlikte plan kurdular. plana bak çok dâhiyâne: ceylin engin'i arar: - engin ben evde laptopu unutmuşum sen gidip alsana engin: -tamam. evin yakınına bir ekip gönderirler. engin eve girince, ekipten biri ceylin'in babasını arar: -kızınızı kimin öldürdüğünü biliyorum. görüntüleri bende var. kızınızın cesedinin atıldığı çöp konteynerının yanına 200 bin TL bırakın, görüntüleri vereyim. zafer bey şoka girer. 'ulan telefonda bir ses, bana böyle böyle diyor' der. o sırada engin de oradadır. bunu duyan engin paniğe kapılır ve doğruca çöp konteynerının yolunu tutar. tabii ki polisler de onu bekliyordur. işte böylece engin'in katil olduğu meydana çıkar. daha zekîce kurgulanmış bir şey olabilirdi, kesinlikle çok saçma buluyorum. mantıksızlıklar silsilesi devam ediyor. ayrıca metin komser, çınar uyurken yanına girip duygu dolu bir konuşma yapması, özür dilemesi falan çok saçmaydı. uyuşturucu sattığı için ona düşman olmuştu fakat çınar bıçaklanınca yelkenleri suya indirdi. işte böyle kötü örnek oluyorlar gençlere. 'herkes hata yapar, herkes hata yapar' diye sık sık tekrarlıyorlar, çınar'ı masum göstermeye çalışıyorlar falan. bence bunlar hep kötü örnek. peki engin inci'yi neden öldürdü? onu da flashback sahnesiyle izledik. inci engin'in evine gitti. 'ozan hoca beni taciz etmeye çalıştı, tam o sırada karısı gelip bizi bastı ve yanlış anladı. senin baban avukat ya hani, onu araya soksan bu hhocayı tehdit ettirsen? bu duyulursa babam beni öldürür.' dedi. engin de inci'ye: 'yalan söylüyorsun! kalk git buradan hocanla ilişkin olduğunu bilmiyor muyum kızım? beni kullandığının farkında değil miyim? çünkü sana âşığım biliyorsun. sen yalan söylersin, ben de inanırım. ne zaman başın sıkışsa engin gel!' dedi. (tüm sahneyi yazıyorum size kıymetinizi bilin.) inci de ona şöyle cevap verdi: 'yapmasaydın oğlum! mal mısın sen? ne zaman yardım istesem ezik ezik 'yardım ederim' demedin mi? babandan kaçıp ablama sığındığın gibi, sana gösterdiğim şu kadarcık sevgi kırıntısına sığındın. seni sevmemi bekledin benden. senin nereni seveyim ben mal!' engin bu sözler karşısında çok sinirlendi ve kül tablasını inci'nin kafasına indirdi. fakat yeni teori şu: aslında inci o an ölmedi. sadece kanlar içinde bayıldı. fakat onu son darbeyle ööldüren kişi yekta oldu. şu an herkes engin'i katil sanıyor. fakat asıl suçlu yekta. (bu bir tahmin. fakat gerçek olma ihtimâli ağır basıyor.)
Kızılay kan bağışı yapanlara 5 litrelik yağ veriyormuş. Artık kan parası yerine de yağ mı verecek bu insanlar birbirine. Ne kadar kan verilince kaç litre yağ alınıyor çok acayip bir sorunsal. Keza güzel düşünülmüş olabilir millet temel gıdaya muhtaç vaziyette. Hayatımda birkez kan verdim sadece oda bir iş yerinden tanıdığın annesi ameliyat olacaktı. Şükür sorun yaşamadım. Allah muhtaç etmesin kimseyi inşallah.
Osmaniyeli olan derya yanik daha once avukat olarak meslek icra etmekteydi simdide sosyal bakani olarak atandi insallah daha iyi bir huzur saglarda ulke icinde biraz rahatlama olur boyle bayanlarin boyle isleri yurutmesi insanin gogsunu kabartan harika bir duygu insallah basarili olur mesleginde
hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.
eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz. üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238