Maalesef, yine döviz kuru yükselişte... Bu gidişle halk eve ekmek goturemeyecek noktaya gelecek.
Ne acı bir durum değil mi, bir evladın babasından bir şey istemesi ve sırf durumu yok diye hayır diye çocuğuna cevap vermesi durumu...
Ben çok mantıklı buluyorum. Bizde ülke olarak artık çok kötüye gidiyoruz bu konuda. Çocuklarımızin ve bizim hayatimiz oldukça şansa kalmış vaziyette. Ülkemizdeki ve bazı ülkelerdeki cezaları yeterli ve caydırıcı bulmuyorum.
Ve sonunda beklenen aşılar Türkiye'de. Bu sabah saat 5 te geldi uçak ve aşı merkezinde asilarimiz yerini aldı. Virüsü bize bulaştıran Çin aşıyı yollayan Çin. Anlamadım gitti bu işi. Ama eli mahkum olcaz sonunda yani hiç olmam güvenmiyorum falan yalan bu işler.

67 milyon yaşında olan ve çıkarılması 3 yıl alan Trex iskeletinin 8 milyon dolara alıcı bulması bekleniyor.
New York'ta Tyrannosaurus rex iskeleti, Christie's Müzayede evinde 6 Ekim tarihinde müzayedeye çıkacak. Şimdiye kadar bulunan dinazor iskeletleri arasında parçası en eksiksiz olan iskelet olma özelliğini taşıyor aynı zamanda.
Bende seviyorum. Onun reklamını hoşuma gidiyor. Kaliteli mükemmel bir reklam yapmışlar. 👍
Ankara'da bir sokak satıcısı: "Engelli bir oğlum var, ressamlık yapıyor. Pandemi geleli ona bir tane tuval alamadım. Zabıta beni yakaladığı zaman bir sorsun, 'Bu adamın evi neyle geçiniyor? Sözün bittiği yer. Amca sonuna kadar haklı. Adam alnının teriyle para kazanmaya çalışıp evin geçimini helalinden sağlamaya çalışıyor. Şimdi bu şekilde bunların önünü kapatılırsa bu yaştaki bir insan geçimini neyle sağlasın haklı olarak. Gidip bu yaşta hırsızlık mi yapsın yani. Allah'ım sonumuzu hayra çıkarsın.
Çay üreticilerinin ziraat odası önündeki uzun bekleyişi oldukça sıkıntılı bir hal almış. Ziraat odası önünde upuzun kuyruk oluşmasının sebebi Rize halkının çiftçi kayıt belgesi almak. Tabi insanlar evlerinden bağ bahçelerine gitcek onlarında ekmek parası o.
dünyanın en zor ama en rahatlatıcı eylemi..kimi zaman da eylemsizliği hatta. günler, geceler boyunca düşündüğümüz; bazen uğruna ömrümüzün büyük kısmını verdiğimiz takıntılar silsilesi. düzgün olsun diye uğraştıklarımız. olsun diye ter döktüklerimiz. olmasın diye çabaladıklarımız. belki hepsinden büyüğü, başarılı olma arzumuz. hepsi zihnimizdeki öğretilmiş resimler aslında. yaşam döngümüzde o resimlere uymayan her şeyle birlikte büyüyen mutsuzluğumuz ve tatminsizliğimizin yarattığı düş kırıklıklarıyla yol alıyoruz. vazgeçmeyi, "olmuyor" demeyi başarısızlıkla eşleştiren o tuhaf, kocaman, insanı bir türlü rahat bırakmayan dürtüyle harcıyoruz elimizdeki zamanı. aslında insan dönüp baktığında mutsuzluğu getiren şey neredeyse her zaman olayın kendisinden çok olaya bakış açımız. bu işi yapamıyorsun. peki. vazgeç... bir başka iş belki seni mutlu kılacak olan. üstelik daha faydalı olacaksın ve senin yerine o çırpındığın işi dolduran kişiye de sana geldiği gibi ağır gelmeyecek, çünkü bu tam onun istediği iş. bu ilişki ne yaparsan yap yürümüyor. sürekli bir şeyler oluyor, tartışıyorsun, kırgınsın, gün içinde zihnin hep onunla meşgul. içinde bitmek bilmeyen cümleler, karşılıklı konuşmalar, aynada sana bakan donuk gözlerin. vazgeç... elindeki kısıtlı ayları ya da yılları neden heba ediyorsun? neden belki de çok mutlu olacağın birisi bir yerlerdeyken veya kimbilir, yaşamına kimseyi almamak seni kendine getirip soluk aldıracakken ısrarla buna devam ediyorsun? bu evi, bu arabayı sürekli düzgün tutmaya çalışıyorsun. vazgeç... belki bu ev ya da araba aslında senin değil. seninle olmamalı. başka bir evde, başka bir arabayla daha huzurlu olacaksın belki, neden buna harcıyorsun ki tüm enerjini? çevrendeki arkadaşlar, arkadaş görünenler. zor zamanında yanında olacaklar mı bilmediğin insan toplulukları. içinden geldiği haliyle bir şeyleri anlatamadığın; yargılayıcı bakışlarından çekindiğin, senin iyi olmanı istese de asla kendisinden daha iyi olmanı istemeyecek kişilikler. vazgeç. onunla o kahveyi içmesen de olur. beraber kahkaha atabileceğin bir sürü yeni arkadaş edinebilirsin. bir şeyden vazgeçmek senin kim olduğunu değiştirmez. değer yargılarını, ahlakını, bakış açını, zekanı, kabiliyetlerini senden almaz. sana başını çevirip başka bir noktaya bakma özgürlüğünü verir...ve sen bu yeni halinle her şeyi değiştirebilirsin. bazen bir günde, bazen bir yılda ama senin için doğru olan neyse ona ulaşma şansını verirsin kendine. her güne "nasıl olacak/nasıl yapacağım/şunu yapsam olur mu/şunu söylesem ne der/şunu derse ne cevap veririm" diye başlamadığın "sen"i bir hayal etsene...
Malatya'da bir baba, eşiyle tartışığı sırada eve gelen 19 yaşındaki oğlu tarafından pompalı tüfekle vurularak hayatını kaybetti. Şiddetli bir ortamda yetiştirilen çocukların sonu şiddetle biter. Bu tarz ortamlarda yetiştirilen çocuklar hem psikolojik hem de sosyolojik anlamda sıkıntılar yaşar. İçine kapanık ve toplumdan soyutlanmış bir birey olarak hayatını sürdürür. En ufak bir tartışmada sonu düşünülmeyen felaketlere neden olabilirler. Örnekteki haber gibi. Sağlıcakla...
hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.
eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz.
üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238
