Favorim "5 dakkaya geliyorum" :)
kendilerine laf anlatması mümkün olmayan ve ömür törpüsü kategorisine giren şahıslardır. onlar yeri gelir hoca olurlar, allâme-i cihan kesilip fetvâ verirler. yeri gelir tıp alanındaki engin bilgilerini konuşturarak birinin yüzüne bakmak suretiyle hastalık teşhisi koyarlar. spordan ekonomiye, teknolojiden magazine her konuda söyleyecek bir şeyleri vardır. onlardan iyi mi bileceksiniz canım, onlar konuşuyorsa boş konuşmazlar. her şeyi bildiğini zanneden insan aynı zamanda bildiklerinin doğruluğuna da kendini inandırmıştır. o yüzden araştırmayı aklına getirmez ve hep o yanlışlarla yaşar durur. oysa gerçeğe yalan diye iftira atmak, yalana gerçek diye sarılmak bir insanın başına gelebilecek en büyük bedbahtlıklardan biridir. onlardan bazıları doğru bildiğinin yanlış olduğunu öğrenince 'ne yapıyormuşum ben ya?' falan der, zor da olsa kabullenerek kendini kurtarır. ama çoğu muannid insanlardır. körü körüne bağlandıkları şeyden öyle kolay vazgeçmezler, taassup sahibidirler. biri onlara 'şu işin doğrusu budur' diyecek olsa hemen karşı atağa geçerler, 'bir sen mi biliyorsun, doğrucu davut musun sen' (!) derler. kendini hoca diye tanıtan bir şarlatandan akıl, mantık ve din dışı bir sözüm ona fetvâ duymuşlardır mesela; 'su içmek orucu bozmaz' demiştir diyelim ki o kişi. bunlar da işine geldiği için hemen kabul etmişlerdir ve doğrusunu söyleyene cevapları şu olur: 'sen hocadan daha mı iyi bileceksin, o bunun okulunu okumuş'. onlar her konuda böyledir. her şeyi bildiğini sanan insan aslında hiçbir şey bilmiyordur. onu da öğreneyim, şu dalda uzman olayım ama öteki alanda da profesörlük yapayım (!) diye her tarafa koşturmaya çalışan insanlar hiçbir işte tam başarı elde edemezler. yani her şeyi bildiğini sanmak kadar her şeyi bilmeye çalışmak da boş iştir.
benim için normal günlerden farklı geçmeyen ve artık dünde kalmış olan gündür. ayrıca bilimsel tanımıyla yeni yılın ilk günü, şu an önümüzde bulunan 363 günden eksilmiş olan 24 saatlik bir zaman dilimi olup her sene ne hikmetse, hayır ne tesadüftür ki 1 ocak tarihine denk gelmektedir. (!) işe bakın değil mi? bu nasıl bir tevâfuktur. :) neyse; bu kötü espriyi bir kenara bırakacak olursak, yeni yılın ilk günü istanbul için oldukça sıcak geçmiştir. onun uzantısı niteliğindeki bugün ise yine aynı şekilde sıcak geçmektedir. (tabii ki bu 'etmektedir, yapmaktadır' gibi resmi tarzdaki cümle bitişleri sizi yanıtlmamalıdır. özümde çok samimi bir insan olsam da eskidefterler'de cool görünme hedefi beni buna itmektedir.) çünkü eskidefterler'de kendimi özel bir yazar olarak hissederim ve bu da beni moda sokar. yeni yılın ilk günü, her 30/31 aralık tarihinden sonra ve 2 ocak tarihinden önce yaşadığımız bir gün olup, bu seneki yeni yıl başlangıcının diğerlerinden farkı coronavirüs diye bir olgunun varlığıdır. umarız sonraki yeni yılın ilk günü coronavirüssüz olur. öte yandan umarız sonraki yeni yılın siftahını yaparken, o start verdiğimiz ilk gün hatta şöyle devamındaki 2-3 ay boyunca hava buz gibi olur, gerçekten kış yaşarız ve lapa lapa kar yağar.
peki sizin için yeni yılın ilk günü nasıl geçmiştir? sadece bir tatilden çok daha fazlasını ifade eden bu ilk gün çoğu kişinin de doğum günüdür.
tabii ki birçok insanın da ne zaman doğduğu belli olmadığından mütevellit, doğum tarihleri kimliğe 1 ocak diye yazılmıştır; o da ayrı bir sorunsaldır
peki sizin için yeni yılın ilk günü nasıl geçmiştir? sadece bir tatilden çok daha fazlasını ifade eden bu ilk gün çoğu kişinin de doğum günüdür.
tabii ki birçok insanın da ne zaman doğduğu belli olmadığından mütevellit, doğum tarihleri kimliğe 1 ocak diye yazılmıştır; o da ayrı bir sorunsaldır
Beşiktaş'ın şampiyonlar Ligi'ndeki rakipleri belli olduğu zaman bu gruptan çıkabilir belki diye hayal kurmuştum. Gelinen noktada Sporting karşısında ilk yarıyı 3-1 mağlup bitirdiler. Belki ofsayt diye iptal edilen gol olmazsa ve soyunma odasına üç ikilik mağlubiyetle gitseler ikinci yarı biraz daha keyifli olabilirdi. İnşallah güzel futbolla ikinci yarı biraz daha kendini gösterir çocuklar. şampiyonlar Ligi sonuçta birkaç futbolcuyu parlatıp satsalar o bile ker kardır bu saatten sonra.
Ihlalleri delen vatandaslarin hakkettiklerini dusunuyorum cunku sen biliyorsunki yasak var ihlalleri delmek suc oldugunu sen niye uymuyorsunki zaten surekli hastaligin artisindaki en buyuk etki bu ihlalleri delen insanlardan kaynaklaniyor eger evinde itursan kimse hasratalanmaz ve sende cezayi yemezzsin iste bu kadar basit
7'den 70'e neredeyse herkesin içinde bulunduğu durum. bu bağımlılık daha çok Instagram, facebook ve whatsapp üçlüsü arasında mekik dokumak, internet gidince sanki çok sevdiği bir yakınının ölüm haberini almış gibi üzülmek (!), telefonsuz uzun süre duramamak şeklinde kendini gösterir. teknoloji bağımlısı insanların çoğu birileriyle konuşurken ona bakmak yerine telefonla oynamayı tercih ettiğinden insan ilişkileri zayıftır. bu kişiler aileleriyle de fazla bir şey paylaşmaz. hepimizin teknolojiye hayatımızın neredeyse her alanında ihtiyacı vardır ancak onun kullanımını abartmak bizi hem fiziksel hem de psikolojik yönden olumsuz etkiler. Oyunların başından kalkmayan çocukların, daha bebekliğinden itibaren tablet, TV, telefon ile büyüyenlerin gelişimi, sosyalleşme becerisi zarar görüyor değil midir? bana kalırsa okullarda 'teknolojinin ideal kullanımı' gibi bir ders okutulmalıdır.
'ben defterler, eski defterler... 0020'
eski defterleri kapatmak yerine açmak zamanıdır.
(bkz: bu espriyi yapmasak olmazdı)
eski defterleri kapatmak yerine açmak zamanıdır.
(bkz: bu espriyi yapmasak olmazdı)
gerçekleştirdikleri bu davranış ile büyük bir ibâdet yaptıklarını düşünen, çok faziletli olduklarını sanan insanlar bütünü. (yani en azından bir kısmı, istisnalar hariçtir.) tabii ki dua etmenin başlı başına büyük bir ibâdet olduğu inkâr edilemez.
fakat sadece kandilden kandile dua edince, cuma'dan cuma'ya veya bayramdan bayrama namaz kılınınca islâmiyetin tüm şartları yerine getirilmiş olmuyor.
bir de namaz kılıp her türlü kötülüğü yapanlar veya 'namaz kılmıyorum ama kalbim temiz, önce insanlık önce iyilik, ben de herkese yardım ediyorum' diyen insanlar da çok.
peki ya, kandilde dua bile etmeyip, sadece kandil simidi yiyerek (!) sevap işlediklerini sananlara ne demeli?
ya da ehl-i sünnet mi değil mi belli olmayan bir hocanın kandil programını dinleyip büyük bir hasenat yaptığını zanneden, o hoca televizyonda dua ederken sadece ellerini açmakla yetinen ve 'bugün de çok dua ettik şükürler olsun' (!) diye düşünen insanlar ne olacak?
dinlediği hoca dünyanın en iyi hocası olsa bile, hocanın dediklerini yapmıyorsa dinlemesinin ne faydası var?
tüm bu soruların cevaplarını istiyorum. dosyaları kahveyle beraber odama bırakın. (televizyon deyince kendimi bir an vasat türk dizisi modunda buldum, hatlar karıştı.)
fakat sadece kandilden kandile dua edince, cuma'dan cuma'ya veya bayramdan bayrama namaz kılınınca islâmiyetin tüm şartları yerine getirilmiş olmuyor.
bir de namaz kılıp her türlü kötülüğü yapanlar veya 'namaz kılmıyorum ama kalbim temiz, önce insanlık önce iyilik, ben de herkese yardım ediyorum' diyen insanlar da çok.
peki ya, kandilde dua bile etmeyip, sadece kandil simidi yiyerek (!) sevap işlediklerini sananlara ne demeli?
ya da ehl-i sünnet mi değil mi belli olmayan bir hocanın kandil programını dinleyip büyük bir hasenat yaptığını zanneden, o hoca televizyonda dua ederken sadece ellerini açmakla yetinen ve 'bugün de çok dua ettik şükürler olsun' (!) diye düşünen insanlar ne olacak?
dinlediği hoca dünyanın en iyi hocası olsa bile, hocanın dediklerini yapmıyorsa dinlemesinin ne faydası var?
tüm bu soruların cevaplarını istiyorum. dosyaları kahveyle beraber odama bırakın. (televizyon deyince kendimi bir an vasat türk dizisi modunda buldum, hatlar karıştı.)
Marketler iyice çığırından çıktı. Bugün resmen kuyruk olmuştu kasada ve nedense 2.kasa açılmamış. Yani bu ne rahatlık. Millet ölüyor hastalıktan bunlar kasa açmaktan aciz. İnsan hayatı bu kadarmi ucuz?
hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.
eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz.
üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238
