Mısır Turizm ve Eski Eserler bakanlığı tarafından yapılan açıklamada 2.500 yıllık 13 adet tahta tabut bulunduğu bildirildi. Çağın çok ötesinde koruma ve mumyalama yöntemleri ile mısır'da çok sayıda bu tarz keşifler yapıyor arkeologlar. Çok fazla yağmalanmamış olsalar gerek binlerce yıl içinde bu mabedler. Yada kum fırtılararı ile toprak altında kalarak korunmayı başarmış olabilirler.
Kocaelide yaşıyorum. Bir kez kullandım marketyoyu kesinlikle memnun kalmadım. Sipariş verdim gelmedi üşenmeyip markete gittim tabi burda amacım indirim olayından faydalanmak. Özür dilediler hemen sorunu çözüyoruz dediler ama çözemediler sipariş gene gelmedi.
altına yüzlerce örnek yazılması mümkün olan bir başlık. çünkü rezilliği ayyuka çıkmış insan sayısı, şu bir türlü çözüme kavuşturulamayan davaların sayısı kadar çoktur. sâhi; gerçekten de mahkemelere taşınıp da hâlâ -spam yüzünden şikâyet edilmiş instagram hesapları gibi- mahzun mahzun askıda bekleyen kaç dava vardır? eminim ki bilgisayarımda bulunan ve ergen odası gibi karmakarışık olan klasörlerimdeki dosyaların durumu; daha yüzüne bile bakılmamış dava dosyalarının durumundan daha iyidir. bugün git yarın gel diyerek dallas'a çevirilen davalar; 'davarlar büyüdü kesilip kavurma yapıldı, siz daha bir davayı halledemediniz' dedirtmektedir. (!) peki ya 'haksız sonuçlandı bu dava, hani derdimize devâ?' diyenlerin feryatları ne olacaktır? suçlunun lehine, haklının aleyhine sonuçlanan davalar hakimlere, savcılara, emeği geçen (!) hukuk görevlilerine para kazandırırken, zulme uğrayan kişilerin adalete olan inancını kaybetmesine, yaşama sevincini yitirmesine, haksızların hakettiği cezayı bulacağına dair umutlarını söndürmesine yol açmaktadır.
'hiç bitmiyor dava, kimse gelmiyor tava, suçlular nişan almış, çıkmışlar bak ava' demek suretiyle saçma da olsa kafiyeli bir şiircik yazarak devam ettiğim bu başlığı açma sebebim tam da bir 'davamsı' bir şeyden bahsetmektir. şöyle ki; iddiaya göre 58 yaşında felçli bir adam, bir arkadaşının dükkanında otururken dükkana birileri geliyor. adamcağıza yer misin yemez misin diye girişiyorlar ve döverek öldürüyorlar. ama ölüm, olay mahalinde değil; hastanede gerçekleşiyor. bu yüzden cinayet olarak değerlendirilmiyor, 'ölüme neden olacak şekilde kasten yaralama' sayılıyor.
(Şimdi o zaman bir adam buna istinaden birini evire çevire dövse, biftek doğrar gibi her yerinden bıçaklasa (evet çünkü o cânilerin felsefesi bu olduğu için böyle bir örnek verdim) ve 'a nasıl olsa olay yerinde ölmeyince cinayet olmuyormuş' deyip, adam can çekişirken, tam ölmek üzereyken; onu alıp can havliyle olay yerinden başka bir yere taşısa ve adam orada son nefesini verse; bu adam şimdi cinayet işlemiş sayılmayacak mıdır? bakın, mantık yürütmek işte böyle bir şeydir.) neyse; onlar cinayet demese de biz cinayet diyelim... 2 kişi işliyor. bunların ikisi de olayın 1 ay öncesinde cezaevinden -şartlı tahliye- ile dışarıya ihrac olmuş ürünler. (!) birinin tam 32 suç dosyası var. (gerçi bu ne ki? biz ne suç dosyaları olanlar duyduk da hepsi salına salına gezmesi için serbest bırakılmıştı.) dükkanı dağıtıyor, adamın üzerinde bulunan parasını alıyor ve o kadar dövüyor ki zavallı adamın kafatası kemikleri kırılıyor. adam 1 hafta hastanede yatıyor ve hayatını kaybediyor. aslında önce bu suçluların 2 yıl tutukluluk hâllerine karar veriliyor, sonra savcı değişikliği yapılıyor. sonra bunlar berât ediyorlar. sebep: yeterli delil olmayışı (bu durumda bile yeterli delil yok diyene deli denmez de ne denir? bunlar adamı delirtir ki delirtiyor da zaten, insanlar güvenmiyor, yakını mezarda yatarken suçluların dışarıda gezmesi tabii ki onların psikolojilerini bozuyor) mahkeme onların lehine yapılan savunmayı haklı buluyor. savunma şöyle gerçekleşiyor: 'zaten hastaymış, sağlam adamı böyle dövselerdi ölmezdi' şu an pencereyi açın ve geliyorsa sokaktan gelen köpek seslerini dinleyin. sonra o seslere anlam yüklemeye çalışın, o havlamalara mantıklı anlamlar bulun. eminim bu savunmayı anlamaya çalışırken zorlandığınız kadar zorlanmayacaksınız. mahkeme bu savunmanın üzerine onları salıyor. geriye de iki ihtimal kalıyor: 1- onları salanlar kararı verirken 298.394.444 promil alkollüydü (!) 2- ya da o an insanlık, hakkaniyet, adalet, hak-hukuk gibi kavramlar kendileri için devredışı kalmıştı. (belki de hep öyleydi) başka mantıklı bir açıklaması olan varsa -ki yoktur- yazabilir.
Çok üzücü ama arkadaşım ya. Aynı ana babadan insan birbirine küsermi hiç. İnsanın içi cız ediyor vall akla geldikce. Genelde çok basit konular oluyor malesef yada eşler çocuklar sebep olabiliyor. Kardeşler bir ömür birbirlerine bağlı olmalı hastalıkta sağlıkta.
Tuzlu kurabiye hatta ve hatta kurabiye denince akla annem gelir. Küçükken ben annem okula götürmem için kurabiye yapardı beslenme vardı tabi o zamanlar. Ama öğretmen hazır sanar ve habire annemi okula çağırdı. Hala çok lezzetli yapar.
#mangalkeyfi her pazar aile ile birlikte yapılan doyasıya eğlenilen ve vazgeçilmez mutluluklar yaşatan en eğlenceli aktivitelerdendir. Pandemi bu durumu ortadan kaldırsa ve tüm iletişim bağlarımızı koparıp bizleri evlere mahkum etse de, güzel günler yakındır.
Ülkemizde spora değer vermeyen kişi sayısı çok fazla olduğu gibi değişik eleştirilerde söz konusu. Bunlardan biri Ebrar Karakurt. Kendisi Türkiye adına voleybol oynayan başarılı bir kadın voleybolcu. Sosyal medya hesabında verdiği poz nedeni ile topa tutuldu adeta.
Ülkemizin böyle dev yapılara ihtiyacı var. Hatta mega yapılar diye belgeseli yapılsa keşke yapım sürecinde. Ülke tanıtımına çok büyük katkıları oluyor. Youtube gibi platformlarda bile ingilizce dil yada alt yazı ile yüklense çok güzel viral reklam yapılabilir. Ülkelerin ve bölgelerin sembol yapıları olması gerektiğine inananlardanım. İsim manidar gibi biraz ama güzel olmuş. Yani çanakkale geçilmez tabi ama bu köprü ile yol çok daha kısa sürüyor :)
EPDK: “Dövizde yaşanan düşüş sebebiyle akaryakıt fiyatlarına bu geceden itibaren yapılacak artışlar durdurulmuştur.” hepimizin gözü aydın olsun, darısı şu diğer aç gözlü stokçuların başlarına umarım da millet bir an önce rahat rahat alışverişlerini yapsın.
hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.
eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz. üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238