Erdoğan: "Fiyatlar belli oranlarda geri gelmiş görünüyor, öyle veya böyle inecek" Diye açıklamada bulundu. Umarım tez zamanda millet lehine düşüşler söz konusu olur. Aksi takdirde değil bacaları tüttürmek, evi ısıtacak bir şey bulamayacak hale gelir insanlar ki bunun olmaması için dua etmeli herkes. Zira tarihin karanlık sayfalarında savaşlar hep açlık üzerine olmuştur. Allah'ım sınamasın.
En güzel intikam sessizce gitmektir içinde öldürmektir o kişiyi. Damdan düşer gibi sensiz kaldığında anlıyor olayın nasıl buraya geldiğini. O noktada da asla bakmamamız gerek arkamıza çünkü yol önümüzde, önümüzü görmemiz lazım tökezlememek için.
Doktora saldirmak nedir böyle sacma bir davranis olabilir mi ? Şu pandemi doneminde doktorlar bizler icin gecelerini gunduze katiyorlar evlerine gidemiyorlar anne babalarini evlatlarini goremiyorlar bizim icin sağlıgımız icin calisiyorlar onlara böyle mi teşekür ediyorsunuz yaziklar olsun
Dede torun ilişkisi oldukça özel. Yani aralarından su sızması mümkün değildir. Anne baba en rahat dedelerin yanında dinlenir evet doğru. Bence herkes anı yaşamalı ve bu yılları özleyeceğim bilerek hareket etmeli.
O bayrağı yere düşüren de de suç var insan ülkesine toprağına bayrağına saygı duymalı. Ben düşürsem döner bir saat arardım nerde acaba diye. Millet ancak para düşürünce arıyor ne yazıkki helal olsun abimize.
Koronadan korunmak için yiyoruz içiyoruz ama yakalanınca şaşırıyor insan. Bu dönemde aslında besin kadar moralde önemli de neyse o derin konu. Boş karbonhidrattan uzak durarak bu dönem sebze meyve ağırlıklı beslenmek lazım. Bal zencefil sirke gibi gıdalar bu zamanlarda ölçülü şekilde alınmalı. Ama en çok su tüketimi 3 lt ye kadar çıkmalı.
Eğer eskitme antikalarla dolu bir ev istiyorsanız iyi bir dizayn şart. Hatta mimar desteği. Çünkü bu zevkte insan olmak gerçekten büyük başarı. Böyle bir ev yerleştirilirken modern objelerden çok antikacıların eski kokan ama bir o kadarda keyifli dükkanlarının kokusunu içinize cekmelisiniz.
Küçüklüğümden beri afganları tanırım. Ellerinde büyüdüm desem yeridir. Elbette kim olursa nerden olursa olsun düzensiz göç iyi değildir ama genede herkesi bir tutmak bana göre yanlış. Genelleme yapmak bana göre değil. Afgan komşularım şuan Türkiyede milli değerlere de çok bağlı ahlaklı ve saygılı insanlar. Yorum yapmak güzel ama genelleme de hassas olunmalı.
dünyadaki en tehlikeli hastalıklardan biri. tedavi edilmemesi durumunda ilerleyerek beynin kangren (!) olmasına yol açar. cehalet hastalığının semptomları ise şöyle sıralanabilir:
- her şeyi bildiğini zannetmek
- din, bilim, sanat, tıp, teknoloji, siyaset ve ekonomi başta olmak üzere her konuda uzmanlaşmış olmak (!)
- kendisini ilgilendirmeyen şeylere burnunu sokmak
- bir konuda fikri sorulmadığı halde hemen atlayıp engin tavsiyelerini paylaşmak (!)
- az dinlemek fakat buna mukabil çok konuşmak
- 'öyle diyorlar', 'şöyleymiş, böyleymiş', 'bence', 'diye düşünüyorum', 'benim görüşüme göre' gibi sözleri ağzından düşürmemek
cehaleti okuma-yazma bilmemek diye tanımlayanlar hata etmektedir. köyde doğup büyüdüğü ve -deyim yerindeyse- mektep-medrese görmediği halde kendini yetiştirebilmiş insanlar çoktur. diğer taraftan birkaç üniversite bitiren, akademisyen ünvanıyla başkalarına eğitim veren, yurt dışına çıkmış, dil okulunda okumuş, master yapmış, yüksek bir makama gelmiş vb. pek çok insan -bu nitelikler çoğaltılabilir- cehaletten kurtulmayı başaramamıştır. kendilerini münevver, kültürlü, aydın insanlar olarak görseler de pot kırmaları, lüzumsuz konuşmaları ve menfaatlerine uymayan bir durum karşısında sergiledikleri taşkınca hareketler ile, aslında ilim, irfan ve görgü gibi mefhumlardan ne kadar uzakta olduklarını göstermektedirler.
cehaletin ilacı okumaktır ama her bulduğunu okumak insanın hafızasını bilgi çöplüğüne çevirmekten başka bir işe yaramaz.
kişinin hiçbir şey bilmiyorsa bile önce haddini bilmesi gerekir. çünkü çocukta yoksa terbiye, kimse ona mürebbiye olmak istemez.
- her şeyi bildiğini zannetmek
- din, bilim, sanat, tıp, teknoloji, siyaset ve ekonomi başta olmak üzere her konuda uzmanlaşmış olmak (!)
- kendisini ilgilendirmeyen şeylere burnunu sokmak
- bir konuda fikri sorulmadığı halde hemen atlayıp engin tavsiyelerini paylaşmak (!)
- az dinlemek fakat buna mukabil çok konuşmak
- 'öyle diyorlar', 'şöyleymiş, böyleymiş', 'bence', 'diye düşünüyorum', 'benim görüşüme göre' gibi sözleri ağzından düşürmemek
cehaleti okuma-yazma bilmemek diye tanımlayanlar hata etmektedir. köyde doğup büyüdüğü ve -deyim yerindeyse- mektep-medrese görmediği halde kendini yetiştirebilmiş insanlar çoktur. diğer taraftan birkaç üniversite bitiren, akademisyen ünvanıyla başkalarına eğitim veren, yurt dışına çıkmış, dil okulunda okumuş, master yapmış, yüksek bir makama gelmiş vb. pek çok insan -bu nitelikler çoğaltılabilir- cehaletten kurtulmayı başaramamıştır. kendilerini münevver, kültürlü, aydın insanlar olarak görseler de pot kırmaları, lüzumsuz konuşmaları ve menfaatlerine uymayan bir durum karşısında sergiledikleri taşkınca hareketler ile, aslında ilim, irfan ve görgü gibi mefhumlardan ne kadar uzakta olduklarını göstermektedirler.
cehaletin ilacı okumaktır ama her bulduğunu okumak insanın hafızasını bilgi çöplüğüne çevirmekten başka bir işe yaramaz.
kişinin hiçbir şey bilmiyorsa bile önce haddini bilmesi gerekir. çünkü çocukta yoksa terbiye, kimse ona mürebbiye olmak istemez.
hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.
eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz.
üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238
