Yıllarca bu hormonu tetikleyecek parfümler yada içeceğe karıştırılacak damla, çikolata gibi gıdalar üretmiştir sahtekarlar. Lakin bu hormonu salgılayacak olan şey bence gerçek sevgiden başka birşey değildir.
İstanbul Sancaktepe de evlenen çift külçe altınlarla minibüse bindiler ama ne yazikki çaldırdılar. Takip edilen çift soyguna uğramış. Geleceğimize yatırımdı diyorlar ama bence 40 bin küsür lira ile taksiye binseler sanki daha mantıklıydı.
İnsanlar arasındaki "öteki" mantığını bir türlü anlayamadım. Hepimizin atası bir değil midir, annemiz Hz Havva, babamız da Hz. Adem değil midir. Böyleyse neyin kafasini yaşıyor millet cozemedim
Maalesef ki kırmızı olmayan 8 ilimiz kaldı. Vaka oranları çok yuksek ne olcak böyle bilemiyorum. İstatistik uzmanları büyük sehirlerin alarm verdiğini belirtiyor. Vakalar en çok İstanbul, İzmir ve Ankara'da. Birde ilginç olan şu turistler virüs onlemlerinden muaf.
Böyle insanlar var oldukça gidişatımız pek iyi görünmüyor.
annunaki denen dünya dışı topluluğun burada hayvan evcilleştirme ve genetik çalışması yapıldığı iddia etmekte.
Portal kapıları vs. olduğunu belirtiyorlar.
Portal kapıları vs. olduğunu belirtiyorlar.
(yazar: farmasiyen) arkadaşımızın son cümlesini biraz uzunca açan bir yazı yazdım; geçmişe takılı kalıp acı içinde yaşayan tüm kalplere gelsin:
İnsan için sadece 3 zaman dilimi vardır: geçmiş, gelecek ve tam ikisi arasındaki şimdiki zaman.
Geçmiş, kapatılmış bir dosyadır: geri dönüp değiştirilemez. Ancak acı dolu çokça tecrübe sonucu "bir çok alınmış dersin" kaynağıdır ve bu yönüyle çok değerlidir.
Gelecek ise henüz yaşanmamış bir şekilde (umudumuz, hayallerimiz hep geleceğe dairdir ve insan ne "geçmiş", ne "şimdi" için hayal kurar; önümüzde her zaman sadece "gelecek" vardır) önümüzde bir bilinmeyen olarak durmaktadır ve çoğunlukla geleceğin mutluluğu: geleceğin geçmişindeki (bu aşamada sadece şimdi'de işlem yapabiliriz, çünkü "geçmiş" dosyası çoktan kapanmıştır) kendi çalışma azmimize ve kararlarımıza bağlıdır.
Ve şimdiki zaman, işte bu yönde, tam olarak "bizim kontrolümüzde/elimizde" olan tek zaman dilimidir. Geçmiş gibi kapalı bir dosya ve gelecek gibi bir bilinmezlik içinde değildir. Tam şu anda yapacaklarımız geleceğimizi belirler. Ve geçmişin bu hikayedeki yeri ise: "'gelecek' için 'şimdi' yapacaklarımızı seçme kararını, 'geçmişten' aldığımız derslerle" veririz.
Bu yüzden geleceğimizi şekillendirecek olan geçmişi sakın unutmayın, bugünkü bizi "biz yapan" geçmişimizdir.
Bununla birlikte geçmişten kaynaklı "ahlar, vahlar, kahretmeler, keşkeler" bu süreçte anlamsızdır, hiç bir işe yaramaz; sadece acıtır, umut tüketir, yorar, eli kolu bağlar. Geçmişi asla unutmayın, ancak geçmişten duyduğunuz bu acıları kapı dışında bırakın, salın gitsin. Uçan balona bağlayın, roketle uzaya fırlatın ve arkasından el sallayın... Yönünüz hep geleceğe doğru, çabanız bugün, gücünüz ise geçmişten gelir şekilde yaşayın.
İnsan için sadece 3 zaman dilimi vardır: geçmiş, gelecek ve tam ikisi arasındaki şimdiki zaman.
Geçmiş, kapatılmış bir dosyadır: geri dönüp değiştirilemez. Ancak acı dolu çokça tecrübe sonucu "bir çok alınmış dersin" kaynağıdır ve bu yönüyle çok değerlidir.
Gelecek ise henüz yaşanmamış bir şekilde (umudumuz, hayallerimiz hep geleceğe dairdir ve insan ne "geçmiş", ne "şimdi" için hayal kurar; önümüzde her zaman sadece "gelecek" vardır) önümüzde bir bilinmeyen olarak durmaktadır ve çoğunlukla geleceğin mutluluğu: geleceğin geçmişindeki (bu aşamada sadece şimdi'de işlem yapabiliriz, çünkü "geçmiş" dosyası çoktan kapanmıştır) kendi çalışma azmimize ve kararlarımıza bağlıdır.
Ve şimdiki zaman, işte bu yönde, tam olarak "bizim kontrolümüzde/elimizde" olan tek zaman dilimidir. Geçmiş gibi kapalı bir dosya ve gelecek gibi bir bilinmezlik içinde değildir. Tam şu anda yapacaklarımız geleceğimizi belirler. Ve geçmişin bu hikayedeki yeri ise: "'gelecek' için 'şimdi' yapacaklarımızı seçme kararını, 'geçmişten' aldığımız derslerle" veririz.
Bu yüzden geleceğimizi şekillendirecek olan geçmişi sakın unutmayın, bugünkü bizi "biz yapan" geçmişimizdir.
Bununla birlikte geçmişten kaynaklı "ahlar, vahlar, kahretmeler, keşkeler" bu süreçte anlamsızdır, hiç bir işe yaramaz; sadece acıtır, umut tüketir, yorar, eli kolu bağlar. Geçmişi asla unutmayın, ancak geçmişten duyduğunuz bu acıları kapı dışında bırakın, salın gitsin. Uçan balona bağlayın, roketle uzaya fırlatın ve arkasından el sallayın... Yönünüz hep geleceğe doğru, çabanız bugün, gücünüz ise geçmişten gelir şekilde yaşayın.
Sağlık bakanı Fahrettin Kocanın açıklamasına göre yeni dönemde covid 19 sebebi ile kapanma olmayacak. Zaten bir buçuk iki yıldır kapandık açıldık iyice asosyal olduk bu dönemde böyle bir haber gayet sevindirici oldu. Umarım Türk halkı olarak tedbiri elden bırakmayız. Kapanma olmasa da kendimize dikkat etmeliyiz.
İlk down sendromlu üniversite mezunu olan eğitmen / yazar / aktör/ iş insanı Pablo Pineda'nın “Nasıl oldu da bu denli geliştiniz?" sorusuna verdiği yanıt: "Annem benimle durmaksızın konuştu. Hep konuştu. Sürekli kitap okudu. Asla vazgeçmedi." Diye cevap verdi. Bizi diğer canlılardan ayıran bir yönümüz de sosyal birer varlık oluşumudur. Keza Dünya Sağlık Örgütü'nde de sağlığın tanımında; bireylerin, ruhen, fiziksel ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir ifadelerine yer verilmesi gibi. Bu doğrultuda bireylerle kurulan olumlu ilişki sonucunda birey kendisini biricik ve değerli hisseder. Buna bağlı olarak da fiziksel anlamda her ne kadar engeli olsa da bireyin, psikolojik olarak motivasyonu yüksek olduğunda aşamayacaği bir engeli kalamaz. Yeter ki biz engel olmayalım onlara. Sağlıcakla
hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.
eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz.
üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238
