sen çal kapımı

radar
bu aralar adından oldukça söz ettiren bir Türk dizisi. fox tv'de yayınlanan bu dizi sadakatsiz ile kapışmakta olup sadakatsiz onu bir tık geride bırakmıştır. kerem bursin ve hande erçel'in başrolleri paylaştığı SÇk, bir yaz dizisi olarak başlayıp, sonra almış başını yürümüş ve taa bugünlere gelmiştir. ama şimdi karşısında sadakatsiz adlı çok sadakatsiz, güvensiz, tehlikeli bir düşman vardır! dizide Çağrı Çıtanak, Bige Önal, Anıl İlter, Başak Gümülcinelioğlu gibi oyuncular da vardır fakat sadakatsiz'in diziyi sollamasına engel olamamışlardır. ayrılıp barışmaları, duşa girmeleri falan kesmemiş; ilk 10'a girememeleri sonucunda bu başarısızlık sen çal kapımı dizisinin günü değiştirilmiştir. konu olarak da kısaca; anne ve babasını kaybeden bir kızımız var: eda. üniversitede bursla okuyan bu fakir ama gururlu kızımızın hayatı burs kazanmasıyla U dönüşü yapmıştır. italya'da eğitim görmek isteyen sevgili kızımızın böyük hayalleri vardır. (!) esâsen babasının durumu son derece iyidir fakat aile bağları kopuktur. bu yüzden edacığımız kendi yağında kavrulmaktadır. eda hanıma burs veren şirketin ortakları vardır (tabii ortaksız şirket olması düşünülemez! bu gereksiz bilginin paylaşılması zaid olmuştur ama neyse)
o ortaklardan biri de serkan bolat'tır. bunun uzun süre flört ettiği selin isimli bir kız, sevmediği biriyle evlenmek üzeredir.
eda'nın bursu kesilir, yurt dışına çıkamaz, serkan onun artık baş düşmanı olmuştur. eda'nın sevgilisi soluğu italya'da alıp eda'nın pabucunu dama atmıştır ve yeni aşklara yelken açmıştır. gelin görün ki eda burada kalakalmıştır.
kaan da serkan'ın düşmanıdır. bu zincirleme düşmanlık dizinin ana temasını oluşturmaktadır. kaan'ın amacı ise şirketi ele geçirmektir. (ne şaşırtıcı ama!)
serkan selin'in ferit ile evlenmesini işte bu yüzden istememektedir. çünkü o, kaan'ın arkadaşıdır. yoksa eski sevgilisi evlenmiş, evlenmemiş; serkan'ın umrunda mıdır?
serkan bir gün edanın okuluna gelerek konferansa katılır. işte dananın kuyruğu orada kopar.
eda her şeyi bir bir anlatarak serkan'ın bursunu kestiğini herkese ilan eder, eteğindeki taşları dökerek onu rezil rüsva eder. hızını alamaz ve arabasını çizer, üstüne bir de yazı yazmaya çalışır.
sonra eda, arabadaki kelepçeyle kendini serkan'a kelepçeler. büyük aşk da böylece başlar. eda önce kendini serkan'ın manitası olarak tanıtır, sonra yedikleri içtikleri ayrı gitmez. selin'in nişanına dahi birlikte katılırlar, ötesi var mıdır?
kameralara poz vermeler vb.
serkan; edaya burslarının geri verilmesi karşılığında 2 ay boyunca sevgilicilik oynamayı teklif eder.
eda başta bunu kabul etmese de sevgilisi onu yüzüstü bırakınca el mecbur kabul eder.
sonra basın toplantısında serkan'ı öperek haberleri doğrular.
olaylar da bunun ardından gelişir.
bir aşk dizisidir evet, klasiktir, romantizm amacı güder, ergen kitlesi çoğunluktadır. bir medcezir değildir ama, eğri oturup doğru konuşmalıdır.
neydio
Türk halkının ağlakını bozan vasat Türk dizilerinden sadece biri diyebiliriz. Yazarının bunu yazmaya başlayıp hala devam etmesine, oyuncuların böyle rolleri oynamalarına, yönetmene o kadar şaşırdım ki. Nasıl böyle zeka gerektirmeyen birşey çıkar ortaya yani pes! Böyle rolleri canlandırdıktan sonra kendilerine saygı duymayı nasıl başarıyorlar?

blue raven
biraz eski kafalı olabilirim ancak eskiden televizyonlarda gösterilen film ve diziler aile bağlarını güçlendiren, vatan sevgisi işleyen, doğruluk ve dürüstlüğün her zaman kazanacağını söyleyen, karakterlerin sanki evimizde yaşayan teyzemiz dayımız halamız mış gibi hissettirildikleri eserlerdi. şimdi şöyle bir bakıyorum da yayınlanan programlara, işledikleri konular ile değer bilip sahip çıktığımız her şeyle oynuyorlar ve durmadan bizi birbirimizden uzaklaştırıyorlar. yemek programları ile yediğimiz yemeği eleştirmeyi öğrendik, sabah programları ile cinayetleri ve adalete sığınmak yerine programcıların peşinden koşmayı, magazin programlarında gördüğümüz ünlülerin hayatlarına özenirken kendi ev hayatımızdan hoşnutsuz olmayı, akşamları yayınlanan özellikle kim kimi nasıl aldattığını anlattığı programlarla karşı cinsle olan ilişkilerimizde ciddiyetsiz olmayı, yayınlanan diziler ile mafya vari yaşamayı vurup kırmayı öğrendik. bence bir yerde silkelenip kendimize gelmemiz gerekiyor.

hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.


eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz.
üyemiz olarak zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: [email protected]

hemen yazar olun