ölüm korkusu

farmasiyen
ecele faydası olmayan, yalnızca insanın psikolojik sağlığını bozan bir fobi türü. inanmayanlar bir gün ölümsüzlüğün bulunabileceğini zanneder. estetik olmanın yaşlanmayı geciktirdiğini, ilaç kullanmanın, spor yapmanın, takviye almanın yaşam süresini uzattığını söylerler. inananlar ise bunların bir 'sebep', bir vesile olduğunu; aslında ecel vaktinin hiç değişmediğini ve eceli gelenin bu dünyadan göçtüğünü bilirler.

tabii 'öleyim de kurtulayım' (!) diye isyan eden yahut kendini çok mütedeyyin sanıp her şeyi dört dörtlük yaptığını düşünen ve 'vuslat günü gelse de bir an önce hakiki vatanıma kavuşsam, yeyrin altı bana daha sevimli geliyor, keşke ölsem de Cennet'teki güzellikleri görsem' vb. gibi şeyler söyleyenler de ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldıklarında ne yapacaklarını şaşırırlar. (istisnâlar kâideyi bozmaz. gerçetken ölümden korkmayan, ona çok iyi hazırlanmış insanlar da vardır. mesela vatanı için korkusuzca savaşanlar buna örnektir. teröristler ise bir hiç için kendilerini imhâ eden beyinsizlerdir.)

özellikle, inançsız insanlar başları sıkışınca hemen Tanrı diye yalvarmaya başlarlar. gemi su almaya başlayınca veya uçak türbülansa girince bu halden kurtulurlarsa çok iyi bir insan olacaklarına dair kendilerine söz verirler. ama sağ-sâlim karaya çıktıkları zaman kaldıkları yerden devam ederler.

en gözü kara görünen insanın bile içinde bir yerlerde ölüm korkusu vardır. can her zaman tatlı gelir ve insanların çoğu ölümden bahsedilmesini bile istemez.

(tabii intihar edenler de çoktur. onların nasıl bir psikolojiye girip de bunu yapabildiklerini anlamak mümkün değildir.)

ama işte insan beyin ameliyatında ölmez de sokakta yürürken başına cam düşüp ölebilir. ya da kurşun yeyip ölmez ama nefes borusuna bir kuru fasulye tanesi kaçar ve hayatını kaybeder.

yani insan en ummadığı anda ölüme yakalanır ve korkmak onun daha önce veya daha geç gelmesini sağlamaz.

insanlar uyumak zorunda oldukları gibi öleceklerdir de. hem bu durum tüm canlılar için geçerlidir. onun için ölümden korkmak yerine onu iyi karşılamaya çalışmak gerekir.

tabii ölüm korkusu da gereklidir. ancak her şeyin fazlası zarar olduğu gibi her korkunun aşırısı da insanın sağlığını bozar.

insan sevdiklerinin ölmesinden de çok korkar. ama onları kafese kapatsa bile bir gün öölmelerine engel olamaz. onun için yapılması gereken sevdiklerimizin değerini bilmektir.

'yok abi ben ölümden mölümden korkmam' diyenlere şöyle biraz ölü yıkama, tabuta koyup kefenleme videolarını izlemeleri önerilir. (!)

blue raven
bence ölüm korkusundan ziyade insanın içinde ölümsüz olma arzusu vardır. öldükten sonra gideceği yer - veya gidilecek bir yer- hakkında bilgisi olmadığından, yaşamını sürdüğü yerden ayrılmama isteği ağır basar. hatta öleceğini bildiği için hep bu dünyada hatırlanmak ve küçükte olsa bir iz bırakmak ister. bu nedenledir ki eline ne zaman sivri bir alet geçirse hemen adını bir yerlere kazır.

hoş geldiniz, bilginizle eleştiriler getirdiniz.


eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz.
üyemiz olarak zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com

hemen yazar ol