Kitap okuma alışkanlığı çocuklara küçük yaşta kazandırılması gereken bir konu. Burda önemli olan nokta çocuğun gelisim ve yaşına göre kitapları seçmek. Okurken parmakla takip ettirmek belli yaşa kadar. Resimleri göstermek. Bunlar çocuğun kitabı daha çok sevmesine sebeb olur.
evlere giren ilk kişisel bilgisayarı üreten firma. 1.5 mb ram olan son model bir bilgisayarı almış bana da uzaktan göstermişti dayım.
şirket yapay zeka çalışmalarına ve bulut sistemlerine yönelecekmiş diye okumuştum bir yerlerde.
şirket yapay zeka çalışmalarına ve bulut sistemlerine yönelecekmiş diye okumuştum bir yerlerde.
Ahkam kesenler hep aynı tipler. Bence hiç bişeyden haberdar olmayıp da bilmiş davrananlar. Özellikle pandemide bu tipler oldukça gündemde. Hatta ve hatta hergun 100 200 kişi ölürken koronavirüs yok diyenler bana bişey olmaz diye ahkam kesenlerde oldu. Neler duydu bu kulaklar.
salgın dönemi nedeniyle araç için yapılacak ek özellik ile ilgili ne yaptıklarını merak ettim valla.
Şampiyonlar ligi, avrupa ligi ve adını ilk kez duyduğum konferans ligi maçları exxen de yayımlanacakmış. Acun sanırım inada bindirdi exxen tutmadı diyenlere inat patlattı bombayı bu sefer. İşte bu üyelik sattırır. 10 milyon üye olsa 10 tl den 100 miyon tl aylık. İyi para ama acun bunun mislini hedefliyordur bu kadar ufak para için uğraşmaz 🧐
vücudundaki en küçük reaksiyondan, en ufak kıpırtıdan, en minik tepkiden çok kötü senaryolar üretme potansiyeli. örneğin:
- başım dönüyor, acaba tümör mü?
- karnım ağrıyor, yoksa apandisitim mi patladı?
- suratımda sivilce çıkmış; yoksa bu, içimdeki kanserin dışa yansıması mı? (tevbe tevbe)
hastalık hastalarının genel özellikleri şöyledir:
- kendilerini dinlerler.
- internetten hastalık belirtileri okumayı çok severler. hatta birçok konuda uzmanlaşmışlardır. show TV'de her yaz günü Doktorlar dizisini izleyen insanlar gibi; tıp terimlerine, medikal cihazlara falan oldukça âşinâdırlar.
- hastaneye gidince rahatlarlar, tüm semptomları kaybolur. eve gelince bunlar yine nükseder.
hastalık hastasını hasta olmadığına ikna etmek imkânsızdır. o; 'hasta değilsin, benden sağlamsın, turp gibisin' tarzı sözleri hakaret olarak algılar. çünkü o çok hastadır, fakat siz kendisini anlamıyorsunuzdur! (!)
hastalık hastası hiçbir zaman bir-iki doktorla yetinmez. işini sağlama almak için doktor doktor gezmeyi tercih eder.
bunların tam tersine, bir de hiçbir şeyi takmayan, vücudundaki her şeyi hayra yoran (!) bir grup vardır.
meselâ sürekli bir yeri mi ağrıyor?
'amaan canım, damar damar üstüne binmiştir.' gibi bilimsel bir açıklama (!) ile içini rahatlatır.
onlar kesinlikle olumsuz düşünmez, her şeye mantıklı bir gerekçeleri vardır:
- burnum akıyor, boğazım ağrıyor, vücudum kırılıyor, ölüyorum ama hasta değilim. çünkü mevsim geçişlerinden ya, normaldir.
- sürekli gözüm ağrıyor, devamlı ekrana bakıyorum ya ondandır.
- ben obez falan değilim tamam mı? ne varmış vücudumdaki yağ oranı kas oranından fazlaysa? hayır ne olmuş karbonhidrat miktarım protein miktarımı geçmişse? benim kemiklerim iri, o kadar.
sizi negatif enerjileri ve hiç düşmeyen o stres seviyeleriyle hastalık hastası etmeye çalışan insanlardan uzak durun dostlar!
yazımı, sıla'nın yıllar yıllar önceki bir şarkısıyla noktalıyorum:
'rezil ettim kendimi,
dağıttım içtim düştüm.
ona buna ağladım,
içimden döküldüm.
gülmeyi unuttum,
kendimi dinlemekten.
hastalık hastası,
oldum senin yüzünden.'
- başım dönüyor, acaba tümör mü?
- karnım ağrıyor, yoksa apandisitim mi patladı?
- suratımda sivilce çıkmış; yoksa bu, içimdeki kanserin dışa yansıması mı? (tevbe tevbe)
hastalık hastalarının genel özellikleri şöyledir:
- kendilerini dinlerler.
- internetten hastalık belirtileri okumayı çok severler. hatta birçok konuda uzmanlaşmışlardır. show TV'de her yaz günü Doktorlar dizisini izleyen insanlar gibi; tıp terimlerine, medikal cihazlara falan oldukça âşinâdırlar.
- hastaneye gidince rahatlarlar, tüm semptomları kaybolur. eve gelince bunlar yine nükseder.
hastalık hastasını hasta olmadığına ikna etmek imkânsızdır. o; 'hasta değilsin, benden sağlamsın, turp gibisin' tarzı sözleri hakaret olarak algılar. çünkü o çok hastadır, fakat siz kendisini anlamıyorsunuzdur! (!)
hastalık hastası hiçbir zaman bir-iki doktorla yetinmez. işini sağlama almak için doktor doktor gezmeyi tercih eder.
bunların tam tersine, bir de hiçbir şeyi takmayan, vücudundaki her şeyi hayra yoran (!) bir grup vardır.
meselâ sürekli bir yeri mi ağrıyor?
'amaan canım, damar damar üstüne binmiştir.' gibi bilimsel bir açıklama (!) ile içini rahatlatır.
onlar kesinlikle olumsuz düşünmez, her şeye mantıklı bir gerekçeleri vardır:
- burnum akıyor, boğazım ağrıyor, vücudum kırılıyor, ölüyorum ama hasta değilim. çünkü mevsim geçişlerinden ya, normaldir.
- sürekli gözüm ağrıyor, devamlı ekrana bakıyorum ya ondandır.
- ben obez falan değilim tamam mı? ne varmış vücudumdaki yağ oranı kas oranından fazlaysa? hayır ne olmuş karbonhidrat miktarım protein miktarımı geçmişse? benim kemiklerim iri, o kadar.
sizi negatif enerjileri ve hiç düşmeyen o stres seviyeleriyle hastalık hastası etmeye çalışan insanlardan uzak durun dostlar!
yazımı, sıla'nın yıllar yıllar önceki bir şarkısıyla noktalıyorum:
'rezil ettim kendimi,
dağıttım içtim düştüm.
ona buna ağladım,
içimden döküldüm.
gülmeyi unuttum,
kendimi dinlemekten.
hastalık hastası,
oldum senin yüzünden.'
kral bende bikaç kere alışveriş yaptım marketyodan ama bir sıkıntı olmadı inşallah seninkinide düzeltirler
Çocuklar için harika bir oyun oluyor. Oyunlar ve oyuncaklar zaten çocukların zeka gelişiminde etkili. Bu tür mutfak seti oyunları sadece kız çocukları için değil bence erkek çocuklar içinde yaratıcılığın gelişmesinde de etkili. Oyuncakların tamamında kız erkek ayrımı yanlış olabilir.
Kimileri marifetmiş gibi yolda tüttüre gidiyor ve bu da büyük risk taşıyor kanımca. İzmaritini söndürüp çöpe atmak suretiyle bir kenara geçip içenler için sorun yoktur efendim.
koronavirüs dönemi normalleşme süreci kapsamında yeni yayınlanan genelgeye göre market,güzellik salonu terzi gibi dükkanların calisma saatleri 07.00-20.00 olarak belirlendi.
hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.
eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz.
üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238