Evet evet iyiydi ya. Bir ara baya bozmuştu çiğ çiğ oluyordu ama son deneyimimiz iyiydi. Bır keresinde bizde çocuk menüsü aldık oldukça lezzetliydi. Popoyes erpilic markası ile çalışıyor diye biliyorum.
dün gibi hatırlarım. arkadaşlarla teravih çıkışı sahura kadar oradan oraya gezmemiz, camiinin çay bahçesinde oturmamız...
yağ kuyruğu aslında pahalanacağını düşünüp ucuzken alalım düşüncesinden kaynaklanmış ve toplumda karşılık bulmuş bir eylem şeklidir. yani sonuçta durum ekonomiktir. yağın olmayacak olması ikinci hatta üçüncü plandadır. ben de aldım 2 adet 5 lt. şimdi putin düşünsün :)
Mecbur açacaklar diye düşünmeye başladım. Çocukların geçen sene yarım yılları gitti zaten. Bu senede çoğu çocuğun psikolojisi bozuk. Arkadaşlarından uzaklar düzenleri bozuldu bu şekilde okulların kapalı kalması daha büyük zararlar doğurabilir.
bilenler konuşmazlar, konuşanlar bilmezler.
/Lou Tzu
/Lou Tzu
öncelikler söyleyeceklerimin inançla alakası yok tamamen teolojik olarak değerlendirirseniz sevinirim. Aslına bakarsan canım kardeşim bu algı diğer dinleri bilmeyen insanların algısıdır çünkü cin çarpması, musallatı vs sadece müslümanlara özgü bir şey değildir. Ben her ne kadar cin çarpmış bir insan görmesem de söylenti duymayan yoktur ki bu durum diğer insanlarda da böyle. Tevrat, Zebur ve İncil'de de cinler karşımıza sık sık çıkmakta mesela Zebur ve Tevrat'ta insanların büyücülük için cinlere danıştığını ve hatta onlara kurban sunduğunu “Kim cincilere, ruh çağıranlara danışır, bana ihanet ederse, ona öfkeyle bakacak, halkımın arasından atacağım.” (Levililer 20:6), İncil'de Hz. İsa'nın musallatlı kişileri iyileştirdiğini “Akşam olunca birçok cinliyi kendisine getirdiler. İsa, onlardaki kötü ruhları tek sözle kovdu, hastaların hepsini iyileştirdi.” (Matta 8:16) görüyoruz. Üç semavi din dışında ki bir çok dinde de insanların cin ve ya kötü varlıklar tarafından hastalandığı yada onların kontrolü altına girdiği inancı mevcuttur. Tekrar ettiğim için kusura bakmayın ama ben cinler tarafından çarpılmış yada elegeçirilmiş birini görmemiş olsam da bu inanç ve söylentileri nerdeyse tüm dinlerde var.
Türk bilim adamı Uğur Şahin gene yüzümüzü güldürdü ve önemli açıklamalar yaptı. Uğur Şahin virüs illetinin mayıs haziran aylarında biteceği müjdesini verdi. Normale dönüş için önemli ayların bu aylar olduğunu söyledi.
(yazar: farmasiyen) arkadaşımızın son cümlesini biraz uzunca açan bir yazı yazdım; geçmişe takılı kalıp acı içinde yaşayan tüm kalplere gelsin:
İnsan için sadece 3 zaman dilimi vardır: geçmiş, gelecek ve tam ikisi arasındaki şimdiki zaman.
Geçmiş, kapatılmış bir dosyadır: geri dönüp değiştirilemez. Ancak acı dolu çokça tecrübe sonucu "bir çok alınmış dersin" kaynağıdır ve bu yönüyle çok değerlidir.
Gelecek ise henüz yaşanmamış bir şekilde (umudumuz, hayallerimiz hep geleceğe dairdir ve insan ne "geçmiş", ne "şimdi" için hayal kurar; önümüzde her zaman sadece "gelecek" vardır) önümüzde bir bilinmeyen olarak durmaktadır ve çoğunlukla geleceğin mutluluğu: geleceğin geçmişindeki (bu aşamada sadece şimdi'de işlem yapabiliriz, çünkü "geçmiş" dosyası çoktan kapanmıştır) kendi çalışma azmimize ve kararlarımıza bağlıdır.
Ve şimdiki zaman, işte bu yönde, tam olarak "bizim kontrolümüzde/elimizde" olan tek zaman dilimidir. Geçmiş gibi kapalı bir dosya ve gelecek gibi bir bilinmezlik içinde değildir. Tam şu anda yapacaklarımız geleceğimizi belirler. Ve geçmişin bu hikayedeki yeri ise: "'gelecek' için 'şimdi' yapacaklarımızı seçme kararını, 'geçmişten' aldığımız derslerle" veririz.
Bu yüzden geleceğimizi şekillendirecek olan geçmişi sakın unutmayın, bugünkü bizi "biz yapan" geçmişimizdir.
Bununla birlikte geçmişten kaynaklı "ahlar, vahlar, kahretmeler, keşkeler" bu süreçte anlamsızdır, hiç bir işe yaramaz; sadece acıtır, umut tüketir, yorar, eli kolu bağlar. Geçmişi asla unutmayın, ancak geçmişten duyduğunuz bu acıları kapı dışında bırakın, salın gitsin. Uçan balona bağlayın, roketle uzaya fırlatın ve arkasından el sallayın... Yönünüz hep geleceğe doğru, çabanız bugün, gücünüz ise geçmişten gelir şekilde yaşayın.
İnsan için sadece 3 zaman dilimi vardır: geçmiş, gelecek ve tam ikisi arasındaki şimdiki zaman.
Geçmiş, kapatılmış bir dosyadır: geri dönüp değiştirilemez. Ancak acı dolu çokça tecrübe sonucu "bir çok alınmış dersin" kaynağıdır ve bu yönüyle çok değerlidir.
Gelecek ise henüz yaşanmamış bir şekilde (umudumuz, hayallerimiz hep geleceğe dairdir ve insan ne "geçmiş", ne "şimdi" için hayal kurar; önümüzde her zaman sadece "gelecek" vardır) önümüzde bir bilinmeyen olarak durmaktadır ve çoğunlukla geleceğin mutluluğu: geleceğin geçmişindeki (bu aşamada sadece şimdi'de işlem yapabiliriz, çünkü "geçmiş" dosyası çoktan kapanmıştır) kendi çalışma azmimize ve kararlarımıza bağlıdır.
Ve şimdiki zaman, işte bu yönde, tam olarak "bizim kontrolümüzde/elimizde" olan tek zaman dilimidir. Geçmiş gibi kapalı bir dosya ve gelecek gibi bir bilinmezlik içinde değildir. Tam şu anda yapacaklarımız geleceğimizi belirler. Ve geçmişin bu hikayedeki yeri ise: "'gelecek' için 'şimdi' yapacaklarımızı seçme kararını, 'geçmişten' aldığımız derslerle" veririz.
Bu yüzden geleceğimizi şekillendirecek olan geçmişi sakın unutmayın, bugünkü bizi "biz yapan" geçmişimizdir.
Bununla birlikte geçmişten kaynaklı "ahlar, vahlar, kahretmeler, keşkeler" bu süreçte anlamsızdır, hiç bir işe yaramaz; sadece acıtır, umut tüketir, yorar, eli kolu bağlar. Geçmişi asla unutmayın, ancak geçmişten duyduğunuz bu acıları kapı dışında bırakın, salın gitsin. Uçan balona bağlayın, roketle uzaya fırlatın ve arkasından el sallayın... Yönünüz hep geleceğe doğru, çabanız bugün, gücünüz ise geçmişten gelir şekilde yaşayın.

Sivas ilimizde evden çaldıkları televizyon hakkında basında haberler çıkıyor. hırsızlar, yalnız yaşayan adamın ''Tek arkadaşımdı.'' Videosunu görünce üzülmüş olacaklar ki televizyonu adamın evinin önüne geri bırakmışlar. Vicdanlı hırsızmış son günlerde gördüğüm en garip haber.
(bkz: sivas'ta bir evden televizyon çalan hırsızlar)
hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.
eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz.
üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238
