aöf

danisman
Açık Öğretim Fakülteleri yani AÖF'ler, ilk bakışta sanki normal eğitimin yani örgün eğitimin önünü kapatan bir tehlike gibi gözükse de, çeşitli sebeplerden dolayı üniversite okuma imkanı olamayanlar için aslında tam anlamıyla yeni bir hayata adım atmak için en güzel kapıdır. Daha önce de şimdide de olduğu gibi, genel anlamda bizlerin AÖF'lere karşı ön yargılarımız hiç bitmedi, bitmeyecek gibi de duruyor. Bunu çok net bir şekilde günümüzde, iş başvuruları yapılırken çoğunlukla hatta hemen hemen herkes, aranan kriterler arasında örgün ilgili bölüm mezunlarının başvuru yapma hakkının verilmesi sadece, diğer açıktan mezun kardeşlerimizin etiketlenmesine ve dışlanmasına neden oluyor. Arkadaşlar, İşe alımlarda ''liyakatın'' çok önemli olması gerekir. Düşünsenize insanları işe almada onları görmeden sivilerine (CV) göre değerlendirip ön yargıyla hareket etmiş oluyoruz, hem işe alınan hem de alınmayan için. Eminim ki birçoğumuz, gerçekten hakkıyla bir yerlere gelebilmeyi başarabilmiştir. Ama bir o kadar da eminim ki torpille yerleşenlerin sayısı da hiç az değildir. Düşünsenize sivilerini kontrol ettiğimiz kişilerin birçoğunun torpille girilen bilgiler olup olmadığını nerden biliyorsunuz? Diyelim ki tamam, böylelerini de aldınız işe. Peki, AÖF mezunlarını daha görüp değerlendirmeden, direk elleyip etiketlemek, sizce adaletli bir davranış mıdır? Nerden biliyorsunuz ki bu insanların, örgün öğretimden mezun olmuş birçok kişiden daha başarılı olmadıklarını... Bu mezunların çoğu başta da söylediğim gibi, gerçekten imkanı olmadığı için AÖF'de okumak zorunda kalıyor. Düşünsenize eve ekmek götürmek için alın teriyle çalışıp didinen o kadar insanın, ayrıca onu bekleyen başka insanlarını varlığını... Eminim ki AÖF mezunlarının çoğunun hatta hemen hemen hepsinin çok başarılı olduklarını biliyorum. Çünkü bu insanlar gerçekten bir yerlere gelmek için, imkanları olmadığı halde bu kadara yokluğa rağmen bir de hala okumak için yazılıyorlarsa AÖF'lere eğer, şahsen şapkamı çıkarıp önlerinde eğiliyorum. Sonsuz saygılarımı sunuyorum, bu düşüncedeki insanlara. Gerçi şimdiki koşullarımızı göz önünde bulundurduğumuzda, örgün öğretim üniversitelerden mezunlarımızın bile durumları bu kadar muamma iken bu güzelim ülkede, doğuştan etiketlenmiş AÖF öğrencilerin halini zaten düşünemiyorum bu durumda ne yazık ki:(((... Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun.

yonca evcimik şarkısı

mavi1
bandıra bandıra ye beni, doyamazsın tadıma ile meşhur olan yonca evcimik'in, sosyal medyada linç edilmesine sebebiyet veren şarkıdır. dinlediğimde neyden bahsettiğini anlamadığım bu şarkı kadına şiddet üzerine farkındalık oluşturmak amacıyla yazılmıştır. fakat amacının dışına çıkarak yonca evcimik'in psikolojik şiddet görmesine yol açmıştır. (!) yani yonca evcimik şiddete tepki çekmek isterken şiddete maruz kalmış; yağmurdan kaçarken doluya tutulmuştur. abone, kendine gel, 8.15 vapuru, sallayalım dünyayı, çapkın kız gibi şarkılarıyla hafızalara kazınan yonca evcimik bu şarkısıyla da uzun süre unutulmayacak gibidir. pek çok kadın yonca evcimik'in cinsiyetçilik yaptığını düşünmüş, özür dilemesi gerektiğini söylemiştir. mesela 'kadın gibi kadın olmak' sözü çok tepki çekmiş; 'kadın köle mi? bu ne demek?' sorularının doğmasına neden olmuştur. hele 'mesaj atma kocama, gözümü dikme ocağıma' sözleri tam bir fiyaskodur. 'özür dilememi bekleyenler, daha çook beklerler' diyen evcimik ise şarkısının kapı gibi arkasındadır. şarkının detaylı bir psikoanalizini yapmak vakit alacaktır. çünkü şarkı acayip derin mesajlar ihtiva etmektedir. (!) 'ayıp şeyler' adlı rap şarkısı ile ayıp eden yonca evcimik şarkısında neler neler demiştir... “Sen kadınsın zekisin, ama bazen de gerçekten aşırı cinssin, bakma sevgilime be kadın çıkacak adın" sözleri onlardan bazılarıdır.

evcimik bununla da hızını alamamış; 'nasıl bozuldunuz böyle haydi söyle, açarsan mahremini içeri girer işte öyle' diyerek iyice tozutmuştur.

kendisinin bu sözlerle haddini aştığı izaha muhtaç değilken o, kadına şiddet hususunda farkındalık oluşturduğunu düşünmekte, bununla gurur duymaktadır. çılgın bediş'in yazarlarından Burak Akkul bile tepkisiz kalmayarak; 'ben 20 yıl önce Çılgın Bediş'i yazdığıma pişman oldum' demiştir. varın gerisini siz düşünün!

Ahlaksızlık, almış başını gitmiş
Dünyanın, çivisi çıkmış, mahvedilmiş
Edep ahlak terbiye yerlerde
Namusum acaba kimlerin elinde

diyen yonca evcimik önce dünyanın kötülüğünden yakınarak giriş yapmış, sonra yine kadını aşağılamaya başlamıştır.
Erkeklerin her zaman hedefi belli
Ama kadının fendi erkeği yendi

sözleriyle biraz durumu toparlamaya çalışarak kadını güçlü gösterme çabasına girişse de şarkının devamında işi çığrından çıkarmıştır.
Amcaların kolunda cillop çıtırlar
Hepsi çok şirin hepsi pıtırlar pıtırlar
Tamam amcalar hiç aynaya bakmazlar fakat
belki kıza bakınca kendi kızını hatırlar

sözlerine diyecek bir şey yoktur, o konuda haklı değil midir? yaşını başını almış adamlar utanmadan kendinden kaç yaş küçük kızlarla sevgili olmaktadır.
Baylar ve hanımlar
Ezilen ve ezdiren kadınlar
Yaptıklarınız sizi tanımlar
Artık silkelenin hadi kendinize gelin

bu sözlerini de eleştirmeye gerek yoktur.
Yeteri kadar çekmedik mi? dik dur ahlaklı ol ki
Seni hakettiğin gibi sevsinler
İşte bak bu kadın kadın gibi kadın desinler
diyen yonca evcimik asıl tepkiyi bu sözlerinden dolayı görmüştür.

'biz zaten ahlâklıyız' diyen kadınlar sosyal medyada evcimik'e yağdırmış da yağdırmıştır.

diş kırılması

suskunlu
Dis kirilmasi cok insanda olusan bir sorun bu kirilma bazen ani birsekilde kirilmadan bazende curumeyle olusan bir durum ama bu kirilma bazen insanin hayatini karartabilir bazende insana hicbir etkisi olmaz yemek yerken tek ihtiyacimiz olan dislerimizin sagligina cok onem vermeliyiz.

dolar

civardagezer
Dolar rekor üstüne rekor kırıyor. 8.99 TL ile tüm zamanların en üst seviyesinde. Ben yılbaşı gibi zıplar diyordum çok erken başladı. Seçim söylentileri de var o yola girilirse artık ateşi sönmez gibi geliyor ama ytd.

rusya'nın abd'ye toprak satması

helldorado
Çok fazla bilinmez ve hatta başlığı gören söZlük yazarları ilk başta geleceğe dönük hayali komplo haberleri olduğunu düşebilir ama işi aslı bu haber geçmişte yaşanmış bir hadisedir. 18/10/1867 yani yıllar yıllar önce tam da bugün ABD 7.2 milyon dolar ödeyerek Alaska'yı Rusya'dan alarak topraklarına katmış.

depremler

danisman
Depremler; orojenik, epirojenik ve volkanik faaliyetler sonucunda meydana gelebiliyor. Birçok kökeni olabilir bu tarz faaliyetlerin ama hepsinde de bırakılan etkiler aynı ne yazık ki. Yeterli ve gerekli düzeyde bizler önlemimizi alamadığımız sürece sonucu hüsran ve yıkıcı olur, hem de tahmin edemediğimiz kadar. Bu tarz depremler tektonik olusumlu, yerin derinliklerinden gelen enerjinin yeryüzünün zayıf hatlarında kendini açığa atması sonucunda oluşur ve etkileri maddi-manevi hasar alanında çok büyük olabiliyor maalesef. Özellikle Türkiye ve bunun gibi bir sürü genç olusumlu kara parçalarında kendisini daha çok hissettirir. Tüm bunların bilincinde olarak bizler, akıllıca hareket etmemiz, deprem konusunda eğitimler almamız, bu tarz alanlarda yerleşim yeri açmamak gerekir; açmak zorunda kaldıysak eğer de, bu yerleşim yerlerimizi deprem etkilerine karşı uygun önlemler alarak, depreme dayanıklı olacak şekilde evlerimizi inşaa etmeliyiz. Ayrıca volkanik alanların olduğu yerlerde, genelde tarım alanları ve madencilik alanında toprakları da zengin olur. Sırf ekonomik sebeplerden dolayı insanların bu tarz yerleşim yerlerinde yerler açmaya çalışmaları da büyük tehlikeler arz etmektedir. Zira farklı faaliyet tarihlerinde bunlara, insanlar çok acı olarak yine şahit olabildi ne yazık ki. Sağlık ve huzurla...

hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.


eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz.
üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238

hemen yazar olun