Bu hafta hepimizin kanını donduran olay Elmalı davası. Malesef 2 kardeş yazdı çizdi ama gene haklı çıkamadı. Bu güzel iki evlat artık devlet koruması altına alındı. Çocuklara bakanlığa bağlı bir kuruluşta sağlıklı ve güvenli bir yaşam alanı sağlanacak neyseki.

Koronavirüs bulaşma riski olduğu için genelde teknelerde yada otellerde yapılan köpük partileri, sis gösterileri yasaklanmış. Yasaklama kararında bu etkinliklerde maske takılmadığı gösterilmiş birde. Yani her tarafları açık ve temas halinde, tek sorun o suyun içinde, köpüğün içinde takılmayan maske mi diye sormak geldi içimden :) ?
Gidilmesi mümkün olmayan bir yerdeki gezegen keşfi. Üstelik üzerinde yaşanabilecek bir alan da yoktur. Bilim adamları bunları neden keşfetmeye zaman ayırıyor bilemiyorum. Yakın uzay neyse ama bu kadar uzakta bizi ilgilendirecek nasıl bir keşif olabilir aklım kesmiyor hiç...
Passiflora meğer benim çocuğumun çarkıfelek çiçeğiymiş ben bunu bugün öğrendim. Duvarları sarmalardı katmer katmer mavi mor sarı renklerinde tonları vardı. Bu bitki bildiğiniz üzere sakinleştirici özellikte. Hatta şimdi doğadan marka bunun çayını da yapmış aldım marketten uyku sorununa belki çare olur diye. Tabi bunlar doktor kontrolünde olması gereken bir şey.
öğrencilerden %98.6'sının 'hayır!' diye cevaplanmasını istediği soru. okulların yeniden eğitime start verdiğini farz etsek bile, çok geçmeden, birkaç ay sonra yeniden 'okullar açılacak mı?' sorunsalını düşünmeye başlayacağımız kesindir. çünkü vakalar böyle giderse, okulları aç-kapa aç-kapa pimapen pencereye çevirecekleri muhakkaktır. (!) 'Okullar açılacak mı?' şeklindeki yılın sorusuna, 'açılsın artık örgün uzaktan eğitimle olmuyor' diyenleri de anlamak mümkün değil. aslında bence okullar açılmalı, fakat okula gitmek isteğe bağlı olmalıdır. isteyenler uzaktan eğitim görmeye devam etmeli, herkes bu yeni dünya düzenine uyum sağlamalıdır. Artık dar kalıplardan kurtulmak, mekâna bağımlı kalmamak gerekir.
Hem bir çin atasözü (!) ne demiş: önemli olan eğitimin 'örgün' değil 'özgün' olmasıdır. .:)
Hem bir çin atasözü (!) ne demiş: önemli olan eğitimin 'örgün' değil 'özgün' olmasıdır. .:)
#blue raven bizi bilgilendirdiğin için teşşekürler
Bugün hava bulutlu hatta çisil çisil yağmur yağıyor şu an dışarda. Bense masa başında çalışırken, tesadüfen Nilüferin Caddelerde Rüzgar adlı şarkısını dinliyorum şimdi. O kadar duygu yüklü ki... İster istemez çoookkkkkk uzaklara dalıyorsun.
Caddelerde rüzgar, aklımda aşklar
Gece yarısında eski yağmurlar
Şarkı söylüyorlar, sessiz usulca
Özlediğim şimdi
Çok uzaklarda....
O da özlüyormuş, benim bir tanem çok üşüyormuş
Ben olmayınca
Öyle yazıyor
Son mektubunda.....
Caddelerde rüzgar, aklımda aşklar
Gece yarısında eski yağmurlar
Şarkı söylüyorlar, sessiz usulca
Özlediğim şimdi
Çok uzaklarda....
O da özlüyormuş, benim bir tanem çok üşüyormuş
Ben olmayınca
Öyle yazıyor
Son mektubunda.....
Gercekten oyle anlatilmiyor guzel bir anlatim olmus elinize saglk 👏
çoğu erkek için kalbine giden asfaltı 'her türlü yiyecek' oluşturur. erkeklerin kalbine ulaşım sağlamak için mutfak yolunda birkaç tur atmak gereklidir. bazılarına göre kuru fasulye ile pilav kalp ile wireless bağlantısı kurmanızı sağlarken bazıları mantılardan, sarmalardan ve baklavalardan başkasıyla tatmin olmaz.
ama erkeğin kalbine giden yol bununla sınırlı değildir. onlar da kadınlar gibi iltifattan hoşlanır. ne kadar yakışıklı, cesur veya güçlü olduğunu vurgulayan bir iltifat onu etkilemenizi sağlayabilir.
tabii ki bunları yazarken amacımız eskidefterler'in güzin ablası olmak değildir. ama tabii bazı bazı erkeklerde kalp bile yoktur. aslında o kan pompalamakla görevli, hani saat gibi atan bir organ vardır ama içi boştur.
bazı erkeklerin kalbine giden yol hep çakıl taşlarıyla, dikenlerle doludur. orada yürümek sizi epey zorlayacaktır. iyisi mi ayakkabınızın topuğu kırılmadan bu yoldan geri dönmenizdir. çünkü onlardan size fayda yoktur.
erkeğin kalbine giden yolun hep mideden geçtiği söylense de çoğu kişi bunun başka bir yerden geçtiğini düşünür. onlara göre nevresim takımı yemek masasının örtüsünden daha değerlidir. (!)
aslında insanlar birbirlerinin kalbine ulaşmak için toplu taşımaya binmek durumundadır. (!) bu toplu taşıma ise gerçek sevgidir. tabii o toplu taşımada şoförün yanında sizin oturmanız gerekir. eğer şoför sizi 'bekleme yapma, bekleme yapma!, ilerleyelim' diye en arkaya atıp kimi bulduysa otobüse dolduruyorsa en müsaitinden bir yerde inmeniz gerekir. çünkü bu yolun sonu selâmet değildir.
siz onun hayatında ikinci plandaysanız, hep sizden daha önemli işleri varsa, siz yalnızca boş vakitlerini değerlendireceği bir araçsanız ve sizin için bir şeylerden vazgeçemiyorsa siz o otobüste; akbili bitmiş, bozuk parası da olmayan, kimseciklerin de yardım etmediği 'abi nolur bu seferlik idare et' diyen öğrenci gibi 'boynu bükük bir garibim yüzüm gülmüyor!' moduna girmişsiniz demektir.
ama erkeğin kalbine giden yol bununla sınırlı değildir. onlar da kadınlar gibi iltifattan hoşlanır. ne kadar yakışıklı, cesur veya güçlü olduğunu vurgulayan bir iltifat onu etkilemenizi sağlayabilir.
tabii ki bunları yazarken amacımız eskidefterler'in güzin ablası olmak değildir. ama tabii bazı bazı erkeklerde kalp bile yoktur. aslında o kan pompalamakla görevli, hani saat gibi atan bir organ vardır ama içi boştur.
bazı erkeklerin kalbine giden yol hep çakıl taşlarıyla, dikenlerle doludur. orada yürümek sizi epey zorlayacaktır. iyisi mi ayakkabınızın topuğu kırılmadan bu yoldan geri dönmenizdir. çünkü onlardan size fayda yoktur.
erkeğin kalbine giden yolun hep mideden geçtiği söylense de çoğu kişi bunun başka bir yerden geçtiğini düşünür. onlara göre nevresim takımı yemek masasının örtüsünden daha değerlidir. (!)
aslında insanlar birbirlerinin kalbine ulaşmak için toplu taşımaya binmek durumundadır. (!) bu toplu taşıma ise gerçek sevgidir. tabii o toplu taşımada şoförün yanında sizin oturmanız gerekir. eğer şoför sizi 'bekleme yapma, bekleme yapma!, ilerleyelim' diye en arkaya atıp kimi bulduysa otobüse dolduruyorsa en müsaitinden bir yerde inmeniz gerekir. çünkü bu yolun sonu selâmet değildir.
siz onun hayatında ikinci plandaysanız, hep sizden daha önemli işleri varsa, siz yalnızca boş vakitlerini değerlendireceği bir araçsanız ve sizin için bir şeylerden vazgeçemiyorsa siz o otobüste; akbili bitmiş, bozuk parası da olmayan, kimseciklerin de yardım etmediği 'abi nolur bu seferlik idare et' diyen öğrenci gibi 'boynu bükük bir garibim yüzüm gülmüyor!' moduna girmişsiniz demektir.
Karadeniz'in hırçın suları desek çokta yanılmış olmayız sonuç olarak. Kocaeliye 1 saat 15 dk da gidilebilecek olan Kerpe,Kandıra sahillerinde doğa sever insanları her Pazar bekliyor. Burada kalmak isterseniz her türlü canlı olcak.
hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.
eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz.
üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238