bu nefis eseri kesinlikle eski defterler yazarları bilmeli.
İstanbul, izmir, Ankara ve daha birçok yerde, her şeye zam üstüne zam gelince, ucuz ekmek 🍞 almak icin millet, sabahın köründe çoluk çocuk demeden ucuz ekmek satan yerlerin önünde uzun kuyruklar oluşturdu yine..
dizinin sonunu getirecek olan vahim durum. katilin engin olduğu ortaya çıktıktan sonra başlayan, engin öldükten sonra giderek hızlanan ve şimdi de zirveye ulaşan bu kalitesizleşme, her bölümde kendini daha da hissettiriyor.
örneğin: ılgaz'ın savcıyken hoop diye geri vites yapıp avukat olması, ardından 'yok ya bana göre değilmiş' (!) deyip sanki ayakkabı deneyip de beğenmemiş gibi cübbesini çıkararak tekrar savcılık rütbesine yükselmesi...
diziye dâhil olan yeni karakterler, anlaşılması zor, karmaşık ve heyecan uyandırmayan olay zincirleri, yargı'ya karşı önyargılarımızı artırıyor.
sosyal medyadaki ergen kitlesi onlara bayılsa da, ceylin ve ılgaz'ın birbirine hiç yakışmadığı gerçeğini unutmamak gerekiyor.
dizinin ilk bölümlerinde kardeşi aleyhinde bile olsa haklının tarafını tutan, ilkelerinden öödün vermeyen, değişmez prensipleri olan ılgaz; nasıl oluyorsa ceylin için savcılık mesleğini bir kalemde silip atıyor. ve nasıl oluyorsa ânında avukatlığa geçiş yapıp davalara falan girmeye başlıyor. o prosedürler öyle kolay işliyordu zaten. (!)
bugünkü bölümde de; 'baba dönüyorum savcılığa' diyor. sanırsın 15 günlük izne çıkmış, geri dönüyor.
ayrıca senaryonun hep 'engin'i kim öldürdü?' sorusu etrafında dönmesi kabak tadı veriyor.
bir türk dizisi ne kadar reyting alırsa o kadar saçmalamaya başlar, ne kadar çok tutarsa o kadar hızlı batar gerçeği yargı dizisinde de tezâhür etmiş durumda.
umarım diziyi böyle maymuna çevirmenin cezasını, reytinglerde çakılarak alırlar ve akılları başlarına gelir.
örneğin: ılgaz'ın savcıyken hoop diye geri vites yapıp avukat olması, ardından 'yok ya bana göre değilmiş' (!) deyip sanki ayakkabı deneyip de beğenmemiş gibi cübbesini çıkararak tekrar savcılık rütbesine yükselmesi...
diziye dâhil olan yeni karakterler, anlaşılması zor, karmaşık ve heyecan uyandırmayan olay zincirleri, yargı'ya karşı önyargılarımızı artırıyor.
sosyal medyadaki ergen kitlesi onlara bayılsa da, ceylin ve ılgaz'ın birbirine hiç yakışmadığı gerçeğini unutmamak gerekiyor.
dizinin ilk bölümlerinde kardeşi aleyhinde bile olsa haklının tarafını tutan, ilkelerinden öödün vermeyen, değişmez prensipleri olan ılgaz; nasıl oluyorsa ceylin için savcılık mesleğini bir kalemde silip atıyor. ve nasıl oluyorsa ânında avukatlığa geçiş yapıp davalara falan girmeye başlıyor. o prosedürler öyle kolay işliyordu zaten. (!)
bugünkü bölümde de; 'baba dönüyorum savcılığa' diyor. sanırsın 15 günlük izne çıkmış, geri dönüyor.
ayrıca senaryonun hep 'engin'i kim öldürdü?' sorusu etrafında dönmesi kabak tadı veriyor.
bir türk dizisi ne kadar reyting alırsa o kadar saçmalamaya başlar, ne kadar çok tutarsa o kadar hızlı batar gerçeği yargı dizisinde de tezâhür etmiş durumda.
umarım diziyi böyle maymuna çevirmenin cezasını, reytinglerde çakılarak alırlar ve akılları başlarına gelir.
Bu günlerde hep şu sözü düşünüyorum arkadaşlar. 'acı duyabiliyorsan canlısın, başkalarının acısını duyuyorsan insansın.'Peki gerçekten böylemi? Yoksa önemsemiyor muyuz? Banane demek ne kadar mantığa yatıyor. Bu sözü kabul edilse de edilmese de hayat felsefesi olarak benimsedim kendime. Siz ne dersiniz?
Sizce yasak varmı ? Yani korona yasaklarından bahsediyorum. Mesela görüyorum sokakta gezenleri yanlarından polis geliyor geçiyor hayırdır diyen yok. Çok vahim bir durum. Ya da yasak olacaksa marketlerde kapansın. Eline poşet alan sokakta geziyor da geziyor. İşte bu yüzden ben yasak olduğuna inanamıyorum.
bence en mantıklısı geçmişini unutmadan geleceğe odaklanmak. geçmişi yok saymak da mantıklı değil çünkü.
balkanlardan gelen soğuk havaların etkisinde olduğumuz (!) şu günlerde iyi gidecek bir tatlı. 'demeyin ne alâka, işte karşınızda alaska' sloganıyla size tarifini arz etmek istediğim bu tatlıya bayılmamanızın imkân sınırları dâhilinde olmadığı bir gerçektir. (bu sözün tercümesi: tatlıya bayılacaksınız!) nedense eskidefterler'de yazmaya başladığımdan beri edebiyat aşkım depreşmiş, felsefik cümleler kurmaya çalışma potansiyelim artmıştır. ama bunları bir kenara bırakarak size tatlı yiyelim tatlı konuşalım demek için bu başlık açılmıştır. süt, bisküvi ile pudingin damağınızda fırtınalar estirecek âhengi sizi kaşık kaşık yemeye sevk edecek, 'atın ölümü arpadan olsun' dermişçesine, aldığınız kalorileri hiç mi hiç umursamadan, kilolara meydan okuyarak tükettikçe tüketesiniz gelecektir. ihtiyacınız olan şeyler ise; 4 paket kakaolu bisküvi, 2 paket kakaolu puding, 1 paket krem şanti, 1 paket çikolata sosu ve 2 litre süttür. elbette bunların hepsini usulünce bir araya getirerek oluşturacağınız alaska tatlısının hepsini yalnız siz midenize indirmeyecek; 4-6 kişilik bu tatlıyı başkalarıyla da paylaşacaksınızdır. ne demişler; mutluluk paylaşıldıkça çoğalır.
7 su bardağı sütle beraber kakaolu pudingler bir tencereye alınır. kıvamı koyulaşıncaya dek pişirilir. bu sırada karıştırılmalıdır. bisküvlier de robottan geçirilerek un hâline getirilir. ılıyan pudinglerle buluşturulup blender kullanılarak ezilir ve pürüzsüz bir kıvam elde edilir. puding, fırın kabına boşaltılır ve üzeri düzleştirilir.
yarım bardağı süt ile krem şanti çırpılarak kreması hazırlanır.
elde edilen krema, pudingin üstüne yayılır.
başarıyla tamamlanan tatlı buzdolabına kaldırılır. soğuduktan sonra üzeri 2 su bardağı süt ile ıslatılıp pişirilen çikolatalı sos da bunun üzerine eklenir.
tekrar buzdolabına yolcu edilip yine soğutulur.
merak etmeyin, daha yapacağınız bir şey yoktur. sadece dilimlemek ve istediğiniz gibi süsleyerek ikram etmek ve en zevklisi bununla kendinizi ödüllendirmek kalmıştır.
7 su bardağı sütle beraber kakaolu pudingler bir tencereye alınır. kıvamı koyulaşıncaya dek pişirilir. bu sırada karıştırılmalıdır. bisküvlier de robottan geçirilerek un hâline getirilir. ılıyan pudinglerle buluşturulup blender kullanılarak ezilir ve pürüzsüz bir kıvam elde edilir. puding, fırın kabına boşaltılır ve üzeri düzleştirilir.
yarım bardağı süt ile krem şanti çırpılarak kreması hazırlanır.
elde edilen krema, pudingin üstüne yayılır.
başarıyla tamamlanan tatlı buzdolabına kaldırılır. soğuduktan sonra üzeri 2 su bardağı süt ile ıslatılıp pişirilen çikolatalı sos da bunun üzerine eklenir.
tekrar buzdolabına yolcu edilip yine soğutulur.
merak etmeyin, daha yapacağınız bir şey yoktur. sadece dilimlemek ve istediğiniz gibi süsleyerek ikram etmek ve en zevklisi bununla kendinizi ödüllendirmek kalmıştır.
Ben bıraktım izlemeyi ya her bölüm birbirinin aynısı gibi geliyor ve yapmacık gelmeye başladı. Mehmet şefin koca lokmaları da eskisi kadar güldürmüyor yani hep aynı şeyler ve monotonlaşmaya başladı bu hareketler. Biraz yeni bir soluk gerekiyor sanırım bu programa yada artık bitince sezon ara verseler de az özlesek. Hergün aynı program sıkıyor.
Bu akşam henüz orucu bile açmadan yeni kısıtlamaları açıkladı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Ve yeni düzenleme yani salgını önleme calismalari arasında sokağa çıkma yasağının saatleri güncellendi. Bu günden itibaren akşam 19.00 da yasak baslayacak.
Aşı karşıtlığı hakkında ne düşünüyorsunuz arkadaşlar. Özellikle aşı olmayanların sokağa çıkış saatlerinde kısıtlama olmasından sonra insanlar kırıldı ve aşı olma oranı arttı. Bende aşı oldum, sigortalı çalışan kontenjanından sıram gelince. Yalnız şunu söyleyeyim belki bende olmazdım gençliğime güvenip ama insan taşıyıcı olur birine bulaştırıp sebep olur muyum diye korkuyor.
hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.
eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz.
üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238