Adana'da bir kişi, eşyalı olarak kiraladığı evdeki bütün eşyaları, kapıları, mutfak dolabı ve kombiyle petekleri çaldı. Cahil cesareti dedikleri şey bu olsa gerek. Bu ne arkadaş, insanlar artık eşyalı evini kiralamaktan korkar oldu haklı olarak. Sonrasında kira verilmediği zaman da isyanlar ediliyor vay efendim kiralık ev bulunamıyor diye. İnsanların ayarı gerçekten bozuldu artık. Dengeli adam bırakmadılar ortalıkta. Allah'ım sonumuzu hayra çıkarsın.
Yazi cok guzel elinize saglik. Umuyorum bu tedbirler işe yarar insanlarımız önlemlere uymalı. Aşı çalışmalarının gec tamamlanmasi üzücü
2006 yılından bu güne kadar devam eden kanal d dizisi. Yani tebrik etmek gerekir ki de senaryoda buluyolar. Oyuncu desen cast ajanslarıni patlatmış olmaları lazim. Birkez bizim evin önünde bomba patlatma sahnesi çektiler o zamandan sonra birdaha izleyemedim nedense.Ama oyuncu kadrosu taktirlik başarıda.
damatların da gelinlerin de korkulu rüyası olan, genelde hiçbir şeyi kolay kolay beğenmeyen, sivri dilli ve huysuz akraba çeşidi. (!) Kaynanalar da kendi arasında farklı sınıflara ayrılır. (!) En tehlikeli türleri kızını veya oğlunu eşine karşı kışkırtarak aralarını bozmaya çalışanlardır. Çoğu gelinlerinin ev temizliğine, yaptığı yemeklere vb. kusur bulma alışkanlığını benimsemiştir. Damatlara kök söktüren kaynanalar da tam bir baş belâsı niteliğindedir. Çocuğunun eşiyle gayet iyi anlaşan kayınvalideler yok değildir fakat bunların görülme olasılığı her 100 kaynanada 1'dir. (!) Takribi istatistiksel veriler doğruyu yansıtmayabilir. :) Hele kaynana sizin evde kalıyorsa yandınız demektir.
Gelme buraya kaynana, olmayalım yanyana diyesiniz gelir ama eşinizin hatrına susarsınız. 'Evet anneciğim, tamam anneciğim, buyur anneciğim' diyerek geçiştirirsiniz. Oysa arkadaşlarınızla bir araya gelince arkasından demediğinizi bırakmazsınız, çünkü artık iyice dolmuşsunuzdur.
En kötüsü de kaynananın sizinle beraber tatile gelmesidir!
Son olarak kötü bir espri: Kaynananın elinden kaygana yiyebilirsiniz ama dilinden fırça yememelisiniz. :) :)
Gelme buraya kaynana, olmayalım yanyana diyesiniz gelir ama eşinizin hatrına susarsınız. 'Evet anneciğim, tamam anneciğim, buyur anneciğim' diyerek geçiştirirsiniz. Oysa arkadaşlarınızla bir araya gelince arkasından demediğinizi bırakmazsınız, çünkü artık iyice dolmuşsunuzdur.
En kötüsü de kaynananın sizinle beraber tatile gelmesidir!
Son olarak kötü bir espri: Kaynananın elinden kaygana yiyebilirsiniz ama dilinden fırça yememelisiniz. :) :)
ortamlarda anlatmalık müthiş bir yunan mitoloji efsanesi. harikulade
(bkz: prometheus)
(bkz: prometheus)
26 yıllık müzik hayatına yüzlerce şarkı sığdıran Yılmaz'ın, yeni albüm hazırlığında olduğu ifade edildi. Gecirdigi kalp krizi sonucu hayatini kaybeden sarkici cok iyi albumlere yer verdi suana kadar hsyatina
kısaca, cinsiyet meselesi. kimilerine göre bilek gücü, ağır kaldırma kapasitesi, ettiği küfür sayısı (!), futbol ve arabalar hakkında engin bilgi birikimi, avlanma, balık tutma ve bozulan şeyleri tamir etme becerisi, cinsel performanstır. oysa asıl erkeklik adamlık demektir. vatanı için gözünü kırpmadan savaşmak, vatan uğrunda ölmeyi şeref saymak; kadına el kaldırmamak, her kadının toplumun anası olduğunu unutmamak, çok iyi bir koca, örnek bir baba olabilmek, haksızın karşısında durabilmek, haklıyı savunabilmektir.
erkeklik yalnızca aile bireylerinin ona 'aslan parçası' vb. gibi iltifatlarda bulunmasından, zamanı gelince sünnet olmaktan ibaret değildir. erkeklik bugün birini, yarın ötekini bulma, istediği kızla gönül eğlendirme hakkına sahip olmak hiç değildir. trafikte terör estirmek, ezberlediği ağır abi sözleriyle laf gösterisi yapmak, baklavalarını herkese göstermek, düğünlerde magandalık yapmak, sevdiği kadının hayatına çöreklenip onun -kendisini sevmese bile- kendisinden ayrılmasına izin vermemek, tehditler savurmak, geceleri kafayı bulmak erkeklik değildir.
erkeklik annesine nasıl saygı gösteriyorsa tanımadığı bir kadına da öyle saygı göstermek, her zaman 'bir başkası benim anneme-kızıma-ablama vs. bunu yapsa ne hissederim?' sorusunu sorarak buna göre hareket etmektir. erkeklik ve ağlamak birbirine zıt şeylerdir derler oysa erkekler de ağlar ve hatta zaten ağlamasını bilmeli, ağlamalıdır.
erkeklik serseri olmak, holiganlık yapmak, arbede çıkarmak, insanlara gözdağı vermek değildir. ama erkek dozunda kıskanç olmasını bilmeli, midesi geniş, vurdumduymaz ve namus-şeref gibi hususlarda gevşek bir insan olmamalıdır.
erkeklik yalnızca aile bireylerinin ona 'aslan parçası' vb. gibi iltifatlarda bulunmasından, zamanı gelince sünnet olmaktan ibaret değildir. erkeklik bugün birini, yarın ötekini bulma, istediği kızla gönül eğlendirme hakkına sahip olmak hiç değildir. trafikte terör estirmek, ezberlediği ağır abi sözleriyle laf gösterisi yapmak, baklavalarını herkese göstermek, düğünlerde magandalık yapmak, sevdiği kadının hayatına çöreklenip onun -kendisini sevmese bile- kendisinden ayrılmasına izin vermemek, tehditler savurmak, geceleri kafayı bulmak erkeklik değildir.
erkeklik annesine nasıl saygı gösteriyorsa tanımadığı bir kadına da öyle saygı göstermek, her zaman 'bir başkası benim anneme-kızıma-ablama vs. bunu yapsa ne hissederim?' sorusunu sorarak buna göre hareket etmektir. erkeklik ve ağlamak birbirine zıt şeylerdir derler oysa erkekler de ağlar ve hatta zaten ağlamasını bilmeli, ağlamalıdır.
erkeklik serseri olmak, holiganlık yapmak, arbede çıkarmak, insanlara gözdağı vermek değildir. ama erkek dozunda kıskanç olmasını bilmeli, midesi geniş, vurdumduymaz ve namus-şeref gibi hususlarda gevşek bir insan olmamalıdır.
bu salgın bizi öldürmiyecek tedbirsizleri öldürecek hiç kimse tedbir almassa bu virüs durdurulamaz bi ara önlemlere uyulmuştu ve azalmaya başlamıştı sonra yenide başladı çünkü tedbirsizlikten
Prof. Dr. Özgür DEMİRTAŞ'ın boş kağıda fotokopi çekerek yeni paranın yaratılmak zorunda olduğu bir ekonomide, Asgari ücreti isterseniz, 100 BİN TL yapın işe yaramaz. Önemli olan asgari ücretin kendisi değil, o ücretle ne kadar alabildiğinizdir. Sözleri gündem oldu. Açıkçası hocam çok güzel açıklamış bana göre de. Ekonomimizin ki buna bağlı olarak da diğer sistemlerimizin yavaş yavaş battığı bir süreçten geçiyoruz. Bozulmakta olan bu sistemlerden her ne kadar dolaylı olarak olumsuz etkilendiğimizi söylesek de aslında doğrudan olumsuz etkileniyoruz. Hayat o kadar çok pahalılaştı ki insanlar artık temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda değil. Hal böyle olunca da psikolojik, sosyolojik, ekonomik ve bağlı olarak da fizyolojik olarak da insanlar çöküntü yaşar. Şimdi ülkemizde, zamma bile zammın geldiği bir süreçten geçiyoruz, her şey çok pahalı ve halkın alım gücünün kat be kat üstünde. Kaldı ki asgari ücrete yapılan zamlar, halkın alım gücüne destek olamayacak boyuttaysa eğer yapılan zammın da hiçbir anlamı yok maalesef...
Dark son zamanlarda izlediğim en iyi dizilerden biriydi. Almanca diye ana dili uzak durmuştum ama en sonunda izledim bende. Marco Polo iyidir, a. D. Kingdom and empire var birde yeni başladım güzele benziyor hepsi netflixte var.
hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.
eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz.
üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238