İBB Başkanı Ekrem İMAMOĞLU, İstanbullular için, Halk Ekmek 2022 yılı için un ihalesine çıktı. 2021'de 1 çuval un 127 tl iken, bu yıl çuval başı en düşük teklif, una gelen zamlardan ötürü 325 tl olduğunu belirterek, istanbullulara ucuz ve sağlıklı ekmek sağlamak için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi. Umarım tez zamanda şu enflasyonun düşmesiyle ülkemizde de hayat normale döner.
İstanbul'da yabancı uyruklu bir şahsın üzerinden kemer görünümlü 60 cm kılıç çıktı. Anlayamıyorum, insanlar neden bu kadar kan dökmeye, öldürmeye meraklı. Eğer bir kişi sokaklarda kılıçla ya da başka bir silahla dolaşma gereğini duyuyorsa, bu sadece onun için değil, hepimiz için geçerli ciddi bir güven problemi ve çok ciddi manada insani sıkıntılar var demektir. İnsanların her türlü şerrinden sana sığınırım Allahim. Zira insana en büyük zarar yine insandan gelmektedir. Homo homini lupus maalesef.
Nickimin ne anlama geldiğini ben de bilmiyorum. Bir gün bir Facebook sayfasındaki yorumları okurken gördüm ve çok hoş geldi. :) 'Farmasi' eczane demekmiş fakat 'farmasiyen' ne oluyor, orası belli değil. :)
Avustralya'da 1,306 bacaklı bir kırkayak keşfedildi. Adından da anlaşılacağı üzere, biz 40 ayaklı olarak biliriz bu canlıyı. Daha önce bu sayıda bacaklı bir kırk ayaka rastlanma durumu olmamıştı. Bilim insanları için, çok önemli bir bulgu olduğu kaydedildi ve canlıya 'Eumillipes Persephone' ismi verildi.
Halkına üzüldüm ama liderlerinin açıklamasından sonra islam karşıtlığından sonra bir oh olsun diyesi geliyor insanın. 30 ekim itibari ile kovit vakaları arttığı için fransada sokağa çıkma yasağı var.
Beştepe de çok önemli bir toplantı var. Kesinlikle daha sık yapılmasını dilediğim. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan su şurasında çok önemli açıklamalarda bulundu ve suyu korumak vatanı korumaktır ifadesini kullandı. Ben de bu dusuncedeyim arkadaşlar. Çünkü su insanlık için vazgeçilemez bir nimettir.
çok para kazanmanın çok mutlu etmediği şeklindeki realitenin somut ispatı. en son dinlediğim konuşmasında 'duygularım yok oldu' dediğini duyarak kendisi adına 'vay be, sen de bu hallere düştüysen...' dediğim serdar ortaç; hastalıklarıyla, ayrılıklarıyla, kumarda kaybettiği paralarla resmen acıların çocuğudur. karabiberim derken şimdi karalar bağlamış; 'mikrop' derken şimdi vücudunu mikroplar sarmıştır. (!) şarkılarının her biri 'dolar kaç tl? corona aşısı bulundu! enflasyon düşecek! ne vaad ettiysek yerine getireceğiz' ve benzeri sözler kadar çok söylenen, şarkıları herkesin diline pirsing olmuş (!) serdar ortaç; şimdi 'varsın param olmasın ama böyle de olmayayım' dedirtecek bir haldedir... tamam; bunlar biraz abartı gelebilir. sonuçta adam kanser değildir, gözü görüyor, eli ayağı tutuyor, kulağı duyuyor ve ağzı konuşuyordur. ama göörünen o ki; bu uzuvlarının işlevlerini yerine getirebilmesi (!) serdar ortaç'ı yeterince mutlu etmeye kâfi gelmemektedir. suratına bakınca anlaşılmaktadır ki serdar ortaç; sanki teve2 ekranlarında aşk-ı memnu izleyen seyirciler gibi bezmiştir artık hayattan... Dünyanın albümünü çıkarmış; tonla ödül almış, konser vermiş, şarkı yazıp bestelemiştir fakat gelin görün ki her şey bir noktadan sonra boştur. geçetiğimiz günlerde İbo Show adlı programa konuk olan şarkıcı; aslında çok da yaşlı sayılmayıp 1970 doğumludur. ms hastasıdır ve yaşadıkları onu hayli yıpratmıştır. ölünce tüm varlığını hizmetçilerine bırakacağını ifade eden serdar ortaç, birkaç ay önce rastladığım bir programda 'yumurta kırmayı bile beceremiyorum' itirafıyla çok şeffaf bir duruş sergilemiştir. gerçi serdar ortaçla ilgili epey acıtasyon yaptık fakat; aslında o kadar içler acısı bir durumu da yok gibidir. kendisi şu an seçil gür adlı bir şahıs (!) ile birliktedir ve Chloe Loughnan onun için çoktan tarih olmuştur. 'tadım tuzum yok, yürüyüş ve bisiklet turu yapıyorum' diyen serdar ortaç; 'bakın ne olursa olsun egzersizden vazgeçmeyin' mesajı vermektedir. yılbaşında konser vermeyi düşünmediğine ilişkin açıklama yapan serdar ortaç'ın gerekçesi de takipçilerinden böyle bir talep gelmemesidir. anlaşılan o ki serdar ortaç; 'konser! konser!' diye tutturmayan takipçilerine biraz kırgındır.
bu arada seçil gür tarafından serdar ortaç'a yöneltilen 'beni ne kadar seviyorsun?' sorusuna serdar'ın verdiği yanıt da günlerdir sürekli gündemdedir. 'antilop yerine antrikot' diyen serdar ortaç'ın bu antiromantist tavrını bir kenara bırakırsak; ortaç'ın rezil olduğu da meydandadır. 'beni ne kadar seviyorsun' diyen sevgilisine; 'aç bir aslanın ormanda bir antrikot yavrusu görüp kıyamayıp yememesi kadar' şeklinde abes bir cevap veren serdar ortaç; 'antilop' ile 'antrikot' kelimelerin karıştırarak 2020 yılının son gaflarından birine imza atmıştır. şimdi antilop mu antrikot mu sorusu serdar ortaç'ın şarkısıyla uyuşmaktadır: kafamda deli sorular...
bu arada seçil gür tarafından serdar ortaç'a yöneltilen 'beni ne kadar seviyorsun?' sorusuna serdar'ın verdiği yanıt da günlerdir sürekli gündemdedir. 'antilop yerine antrikot' diyen serdar ortaç'ın bu antiromantist tavrını bir kenara bırakırsak; ortaç'ın rezil olduğu da meydandadır. 'beni ne kadar seviyorsun' diyen sevgilisine; 'aç bir aslanın ormanda bir antrikot yavrusu görüp kıyamayıp yememesi kadar' şeklinde abes bir cevap veren serdar ortaç; 'antilop' ile 'antrikot' kelimelerin karıştırarak 2020 yılının son gaflarından birine imza atmıştır. şimdi antilop mu antrikot mu sorusu serdar ortaç'ın şarkısıyla uyuşmaktadır: kafamda deli sorular...
aslında o ağlama sebepsiz değildir, mutlaka bir nedeni vardır. kendimize bile söyleyemediğimiz derin yaraların dışa vurumudur. bedenin, ruhta biriken toksinleri gözyaşı olarak vücuttan atmasıdır.
Tabi bunu baz alarak günümüzü yorumlamak yanlis olur ikinci dunya savasindan cikan bir dunya ve ekonomik buhrandan daha yeni düzlüğe çıkan bir abd...
gerçekleştirdikleri bu davranış ile büyük bir ibâdet yaptıklarını düşünen, çok faziletli olduklarını sanan insanlar bütünü. (yani en azından bir kısmı, istisnalar hariçtir.) tabii ki dua etmenin başlı başına büyük bir ibâdet olduğu inkâr edilemez.
fakat sadece kandilden kandile dua edince, cuma'dan cuma'ya veya bayramdan bayrama namaz kılınınca islâmiyetin tüm şartları yerine getirilmiş olmuyor.
bir de namaz kılıp her türlü kötülüğü yapanlar veya 'namaz kılmıyorum ama kalbim temiz, önce insanlık önce iyilik, ben de herkese yardım ediyorum' diyen insanlar da çok.
peki ya, kandilde dua bile etmeyip, sadece kandil simidi yiyerek (!) sevap işlediklerini sananlara ne demeli?
ya da ehl-i sünnet mi değil mi belli olmayan bir hocanın kandil programını dinleyip büyük bir hasenat yaptığını zanneden, o hoca televizyonda dua ederken sadece ellerini açmakla yetinen ve 'bugün de çok dua ettik şükürler olsun' (!) diye düşünen insanlar ne olacak?
dinlediği hoca dünyanın en iyi hocası olsa bile, hocanın dediklerini yapmıyorsa dinlemesinin ne faydası var?
tüm bu soruların cevaplarını istiyorum. dosyaları kahveyle beraber odama bırakın. (televizyon deyince kendimi bir an vasat türk dizisi modunda buldum, hatlar karıştı.)
fakat sadece kandilden kandile dua edince, cuma'dan cuma'ya veya bayramdan bayrama namaz kılınınca islâmiyetin tüm şartları yerine getirilmiş olmuyor.
bir de namaz kılıp her türlü kötülüğü yapanlar veya 'namaz kılmıyorum ama kalbim temiz, önce insanlık önce iyilik, ben de herkese yardım ediyorum' diyen insanlar da çok.
peki ya, kandilde dua bile etmeyip, sadece kandil simidi yiyerek (!) sevap işlediklerini sananlara ne demeli?
ya da ehl-i sünnet mi değil mi belli olmayan bir hocanın kandil programını dinleyip büyük bir hasenat yaptığını zanneden, o hoca televizyonda dua ederken sadece ellerini açmakla yetinen ve 'bugün de çok dua ettik şükürler olsun' (!) diye düşünen insanlar ne olacak?
dinlediği hoca dünyanın en iyi hocası olsa bile, hocanın dediklerini yapmıyorsa dinlemesinin ne faydası var?
tüm bu soruların cevaplarını istiyorum. dosyaları kahveyle beraber odama bırakın. (televizyon deyince kendimi bir an vasat türk dizisi modunda buldum, hatlar karıştı.)
hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.
eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz.
üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238