En kiymetli olan dusunulmemisi dusunmektir. Daha da onemlisi ihtiyaca hizmet etmektir. Bugun kesinti olabilir ya yarin ? #ekremimamoglu .... ben cok daha guzel seyler yapabilecegine inaniyorum.
İnsanı 1950lere götüren dizi. Sürekli tekrarları yayınlanıyor bizde her defasında severek izliyoruz. Oyuncu kadrosunun başarısı yanında mekanların zamana uygunluğu da harika.Keşke bu şekilde güzel mesajlar veren diziler devam etse.
İş makinesi niyetine gelsin cekirdek kola
Bazen olur ya böyle sanki her şey çok güzel gidiyordur, anlamsızca gülmek gelir içinden bir heyacan olur. Sizde de oluyor mu böyle bir hissiyat arkadaşlar. hatta insan düşünmeden edemiyor kesin başıma bir iş gelecek bu kadar mutlu hissetmek normal değil diye :)
İstanbul'da bir kadın parkta yürürken, kimliği belirsiz bir kişi tarafından 15 yerinden bıçaklanarak öldürüldü. Can almak günümüzde artık sıradan bir şey haline geldi ne yazık ki. Artık sağımdan solumdan ya da başka bir yerden cinayet haberini duymaktan usandım. Biz hangi ara bu kadar canileştik. Hayvan bile demek istemiyorum, çünkü hayvanlar daha masum. Hiç değilse hayatta kalmak ve kendilerini korumak için saldırganlık davranışını gösterirler. Peki ya biz, sözde insanlar, keyfi amaçlı değil midir bircok vahsinin yaptıkları? Oysa ki doğduğumuzda çok saf ve temizdik, ne oldu da büyüdük ve kirlendik ve kirlettik güzelim dünyamızı.
Okula veya işe gidenlerin her hafta başı düzenli olarak muzdarip olduğu duygusal durum. etkilerini pazar gününün akşamından itibaren göstermeye başlayan bu sendrom, pazartesi sabahı alarmın çalmasıyla birlikte iyice şiddetlenir. 😊
tüm hafta boyu devam eden pazartesi sendromu, cuma günü olunca bünyeyi yavaş yavaş terk etmeye yeltenir. cumartesi-pazar pusuda bekleyen pazartesi sendromu, bir sonraki pazar gününün akşamında yine ortaya çıkar. bu sirkülasyon böyle sürüp gider, taa ki emekli oluncaya kadar. 😊
ama boş gezenin boş kalfası olan, istediği zaman uyuyup istediği zaman uyanan kişiler için pazartesi sendromu diye bir şey yok. Çünkü onların hayatı sendrom. zamanını boşa geçirmekten daha büyük sendrom mu olur? diye soruyorum ve sizleri düşünmeye davet ediyorum sayın seyirciler.
pazartesi sendromu nedir? belirtileri nelerdir? öğrendiğimize göre şimdi başka bir konuya daha açıklık getirelim:
- pazartesi sendromu bulaşıcı mıdır?
* evet. siz solunuzdan kalkıp mahkeme duvarı gibi bir suratla iş yerine / okula giderseniz, tabii ki sirke satan yüzünüzle etrafınızdaki insanları demoralize edersiniz. lütfen sendromunuzu içinizde yaşayın!
- pazartesi sendromu nasıl geçer? pazartesi sendromu ne iyi gelir? (soruya soruyla karşılık verme alışkanlığım hep, haber sitelerinde takaılmaktan oldu. halbuki eski defterler gibi günlük hayat gazetesi varken haber siteleriyle ne işimiz olmalı?) 😊
* pazartesi sendromunu atlatmanın ilk yolu bu hastalığı kabullenmektir. 😊
ikinci aşama size okulu veya işi sevdirecek bir hedef belirlemeniz.
örneğin; lisedeyseniz, "falanca üniversiteyi kazanacağım." veya üniversite okuyarsanız "mezun olup şu işe gireceğim. beni havada kapacaklar." yahut eğer çalışıyorsanız, "hedef 1 milyon TL!" gibi bir amacınız olmalı. âcilen sevgili yapmak da, okuldan veya ofisten nefret derecesinde tiksinmenizi önleyecektir.
pazartesi sabahı en yoğun hâline ulaşan trafikte canınızın sıkılmasını önlemek, otobüsteki ve yollardaki insancıklara odaklanmadan dikkatinizi farklı yerlere vermek için podcast dinlemeyi tercih edebilirsiniz.
o zaman herkese iyi pazartesiler!
tüm hafta boyu devam eden pazartesi sendromu, cuma günü olunca bünyeyi yavaş yavaş terk etmeye yeltenir. cumartesi-pazar pusuda bekleyen pazartesi sendromu, bir sonraki pazar gününün akşamında yine ortaya çıkar. bu sirkülasyon böyle sürüp gider, taa ki emekli oluncaya kadar. 😊
ama boş gezenin boş kalfası olan, istediği zaman uyuyup istediği zaman uyanan kişiler için pazartesi sendromu diye bir şey yok. Çünkü onların hayatı sendrom. zamanını boşa geçirmekten daha büyük sendrom mu olur? diye soruyorum ve sizleri düşünmeye davet ediyorum sayın seyirciler.
pazartesi sendromu nedir? belirtileri nelerdir? öğrendiğimize göre şimdi başka bir konuya daha açıklık getirelim:
- pazartesi sendromu bulaşıcı mıdır?
* evet. siz solunuzdan kalkıp mahkeme duvarı gibi bir suratla iş yerine / okula giderseniz, tabii ki sirke satan yüzünüzle etrafınızdaki insanları demoralize edersiniz. lütfen sendromunuzu içinizde yaşayın!
- pazartesi sendromu nasıl geçer? pazartesi sendromu ne iyi gelir? (soruya soruyla karşılık verme alışkanlığım hep, haber sitelerinde takaılmaktan oldu. halbuki eski defterler gibi günlük hayat gazetesi varken haber siteleriyle ne işimiz olmalı?) 😊
* pazartesi sendromunu atlatmanın ilk yolu bu hastalığı kabullenmektir. 😊
ikinci aşama size okulu veya işi sevdirecek bir hedef belirlemeniz.
örneğin; lisedeyseniz, "falanca üniversiteyi kazanacağım." veya üniversite okuyarsanız "mezun olup şu işe gireceğim. beni havada kapacaklar." yahut eğer çalışıyorsanız, "hedef 1 milyon TL!" gibi bir amacınız olmalı. âcilen sevgili yapmak da, okuldan veya ofisten nefret derecesinde tiksinmenizi önleyecektir.
pazartesi sabahı en yoğun hâline ulaşan trafikte canınızın sıkılmasını önlemek, otobüsteki ve yollardaki insancıklara odaklanmadan dikkatinizi farklı yerlere vermek için podcast dinlemeyi tercih edebilirsiniz.
o zaman herkese iyi pazartesiler!
Özellikle covid başladığından beri yani sosyalligimiz azaldığı günden itibaren bahçeli olan evimin kıymetini daha da anladım. Tam bir nimet. Zaten sokak yasak AVM yok piknik yok. Oturuyoruz mis gibi bahçemizde çoluk çocuk. Tertemiz bir sosyalleşme oluyor bize yetiyorda.
Sevdiğim insana yaptığım en büyük fedakarlık onun dertlerini ondan daha fazla düşünüp yardımcı olmaya çalışmaktı ve her halini sevmekti sanırım bu devirde bir insana daha iyi fedakarlık yapılamaz sanırım
hırvatistan'ın resmi dili. katolik yugoslavlar tarafından konuşulur.
hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.
eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz.
üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238
