bir hafta öncesinden evde telaş başlardı. misafirler gelecek diye önce evde bayram temizliği yapılırdı. misafirlere ikram için tepsi tepsi börek ve tatlılar yapılır, küçük olarak bizler için bayramcalık almaya çarşıya çıkılırdı. bayram sabahını babamla namaza gitmek için iple çekerdim. namazdan hemen sonra fırına koşup sıcak ekmek alır doğruca eve giderdik. ailecek büyük bir kahvaltı sofrasına oturur hep birlikte neşeyle çayımızı içerdik. sonra yeni alınan giysilerimizi giyer komşuların kapısını çalar, büyük beyaz mendilimizin içini şeker ve çikolatayla doldururduk.......
çok mu yaşlıyım yoksa....
dünyanın en zor ama en rahatlatıcı eylemi..kimi zaman da eylemsizliği hatta. günler, geceler boyunca düşündüğümüz; bazen uğruna ömrümüzün büyük kısmını verdiğimiz takıntılar silsilesi. düzgün olsun diye uğraştıklarımız. olsun diye ter döktüklerimiz. olmasın diye çabaladıklarımız. belki hepsinden büyüğü, başarılı olma arzumuz. hepsi zihnimizdeki öğretilmiş resimler aslında. yaşam döngümüzde o resimlere uymayan her şeyle birlikte büyüyen mutsuzluğumuz ve tatminsizliğimizin yarattığı düş kırıklıklarıyla yol alıyoruz. vazgeçmeyi, "olmuyor" demeyi başarısızlıkla eşleştiren o tuhaf, kocaman, insanı bir türlü rahat bırakmayan dürtüyle harcıyoruz elimizdeki zamanı. aslında insan dönüp baktığında mutsuzluğu getiren şey neredeyse her zaman olayın kendisinden çok olaya bakış açımız. bu işi yapamıyorsun. peki. vazgeç... bir başka iş belki seni mutlu kılacak olan. üstelik daha faydalı olacaksın ve senin yerine o çırpındığın işi dolduran kişiye de sana geldiği gibi ağır gelmeyecek, çünkü bu tam onun istediği iş. bu ilişki ne yaparsan yap yürümüyor. sürekli bir şeyler oluyor, tartışıyorsun, kırgınsın, gün içinde zihnin hep onunla meşgul. içinde bitmek bilmeyen cümleler, karşılıklı konuşmalar, aynada sana bakan donuk gözlerin. vazgeç... elindeki kısıtlı ayları ya da yılları neden heba ediyorsun? neden belki de çok mutlu olacağın birisi bir yerlerdeyken veya kimbilir, yaşamına kimseyi almamak seni kendine getirip soluk aldıracakken ısrarla buna devam ediyorsun? bu evi, bu arabayı sürekli düzgün tutmaya çalışıyorsun. vazgeç... belki bu ev ya da araba aslında senin değil. seninle olmamalı. başka bir evde, başka bir arabayla daha huzurlu olacaksın belki, neden buna harcıyorsun ki tüm enerjini? çevrendeki arkadaşlar, arkadaş görünenler. zor zamanında yanında olacaklar mı bilmediğin insan toplulukları. içinden geldiği haliyle bir şeyleri anlatamadığın; yargılayıcı bakışlarından çekindiğin, senin iyi olmanı istese de asla kendisinden daha iyi olmanı istemeyecek kişilikler. vazgeç. onunla o kahveyi içmesen de olur. beraber kahkaha atabileceğin bir sürü yeni arkadaş edinebilirsin. bir şeyden vazgeçmek senin kim olduğunu değiştirmez. değer yargılarını, ahlakını, bakış açını, zekanı, kabiliyetlerini senden almaz. sana başını çevirip başka bir noktaya bakma özgürlüğünü verir...ve sen bu yeni halinle her şeyi değiştirebilirsin. bazen bir günde, bazen bir yılda ama senin için doğru olan neyse ona ulaşma şansını verirsin kendine. her güne "nasıl olacak/nasıl yapacağım/şunu yapsam olur mu/şunu söylesem ne der/şunu derse ne cevap veririm" diye başlamadığın "sen"i bir hayal etsene...
inanıyorum sözlük, olmayacağına bilsem de inanmaktan başka çarem yok. bir an şüphe edersem eğer nefesimi keserim. inanıyorum sözlük, benim inanmaktan başka hiç bir çarem yok.
Azerbaycan elini çabuk tutamadı ve rusya el attı olaya. Ateşkes ilan edildi ama artık masada kazanmak lazım ermeistan işgal ettiği toprakları geri vermeli. Azeri kaynaklar Ermenistan tarafının ateşkesi bozduğuna yönelik haberler paylaşıyor. Eğer doğru ise kesin sonuç alınana kadar toprağa sahip çıkılmalı bir taaruz başlamalı. MSB yanındayız açıklaması da yapmış. Gerçekten 30 yıl daha beklenmemeli bir sonuç için. Ermeniler taş atıp kaçan çocuk gibi sıkıyı görünce rusyanın kucağına koştular.
Ihlalleri delen vatandaslarin hakkettiklerini dusunuyorum cunku sen biliyorsunki yasak var ihlalleri delmek suc oldugunu sen niye uymuyorsunki zaten surekli hastaligin artisindaki en buyuk etki bu ihlalleri delen insanlardan kaynaklaniyor eger evinde itursan kimse hasratalanmaz ve sende cezayi yemezzsin iste bu kadar basit
Dünden beri düşünüyorum işin aslı. Yani 3 çocuk diye bağırıyordu ne oldu 2 çocuğun hakkı korunamadi. Bu çocuklar içler acısı olaylar yasiyorlar. Şaka olmalı tüm bunlar tam bir kabus arkadaşlar ya.
her ne kadar utana sıkıla da olsa, "burç" başlığını açmak için bir alt başlık bulamayıp diğer alt başlığında açtım. Çünkü bir bilim değil.
Sevgili arkadaşlar, burçlara inanıyor musunuz, inanıyorsanız neden inanıyorsunuz?
Sevgili arkadaşlar, burçlara inanıyor musunuz, inanıyorsanız neden inanıyorsunuz?
Son dönemlerde her şeyde olduğu gibi, una da gelen zamlardan dolayı hem fırıncılar, un alamıyorlar diye hem de tüketiciler de yüksek fiyat artışından dolayı ekmek almada zorlandıklarından dolayı şikayetçi. 1.25 kuruşa ekmek bulmak için insanlar, sabahın köründe halk ekmek duraklarının önünde uzun kuyruklar oluşturmaya devam ediyor.
Arthdal chronicles izledim en son oda fena değildi. Dövüş sahneleri kadar masal gibi bir hikaye ön planda. Öyle hurra savaşa kılıç kalkan yok ama 40 milyon dolar üstü bütçe ile çekilen dev bir kore yapımı olmuş. İzleyin derim bu dizi biraz daha geriye gidiyor ilk insanlar dönemine.
Sosyal medya hesabı üzerinden 'Şehitlere hakaret eden' rtük kurallarına göre söyleyebileceğim en ağır kelimeyi kullanacağım kusura bakmayın terbiyesiz kadın adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı... gün yüzü göstermeyeceksin aslında bunlara...
hoş geldiniz, bilginizle fikirler ve eleştiriler getirdiniz.
eski defterler ile zamanda yolculuk açılıyor. dün, bugün, yarın ve sonsuza değin el değmemiş konularda deneyim ve düşüncelerinizi açıkça paylaşabildiğimiz kronolojik bilgilik, hayata dair ne varsa aklınızdakilere 7/24 tercüman olacak etik çerçevede bir topluluğuz.
üyemiz olarak, zaman makinesi eski defterler'e siz de özgürce yazılar yazmak ve yönetimine katılmak ister misiniz? iletişim: sozluk@eskidefterler.com / +908503022238